Azerbaycan–Özbekistan Müttefikliğinden Yeni Türk Dünyası Düzenine

Devletler arasındaki ilişkileri anlamak için bazen anlaşmalara bakmak yeterlidir; bazen de konuşan doğrudan istatistikler olur: ticaret hacmi, yatırımlar, taşınan yük miktarı, karşılıklı ziyaretlerin sayısı ve saire… Azerbaycan ile Özbekistan söz konusu olduğunda bunların hepsi önemlidir; ancak hiçbiri tek başına yeterli sayılmaz.
Çünkü Bakü ile Taşkent arasındaki yol, yalnızca diplomasinin çizdiği bir yoldan ibaret olamaz.
Kadim ve ulu ortak geçmişimiz bir yana; şimdi yalnızca son bin yıla baktığımızda bile yolun bir başında Genceli Nizami, öteki başında Ali Şir Nevai durur; bir yanında Fuzuli, bir yanında Babür; bir ucunda Gence, Nahçıvan, Şuşa, öteki ucunda Hive, Buhara, Semerkant selama durur…
Peki, Türkistan ile Kafkasya arasındaki Hazar nasıl? O yalnızca bir su havzası mıdır?..
Hayır! Hazar, hafızanın aynasıdır; kardeş coğrafyaları ayırmayan, tam tersine birbirine bağlayan mavi ufuktur.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Özbekistan Millî Haber Ajansına verdiği röportajda dile getirilen temel düşünce de tam olarak bu tarihî ve manevi temele dayanmaktadır: Azerbaycan–Özbekistan ilişkileri; ortak tarih, kültür, dil ve manevi değerlerin yanı sıra, uluslarımızın yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktardığı derin karşılıklı sevgi ve yakınlık üzerine kuruludur. Bu sağlam temel üzerinde ilişkiler artık en yüksek siyasi mertebeye — müttefiklik düzeyine yükselmiştir.
İşte burada çok önemli anlamlar vardır:
Biz yeni kardeş olmuyoruz — kadim kardeşliğimizin yeni devletçilik modelini kuruyoruz.
Azerbaycan–Özbekistan ilişkilerinin bugünkü düzeyini yalnızca “dostluk ilişkileri” ifadesiyle nitelendirmek artık yeterli görünmemektedir. Dostluk manevi bir kategoridir; müttefiklik ise manevi yakınlığın stratejik iradeye dönüşmesidir.
2024 yılında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Özbekistan’a, 2025 yılında Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Azerbaycan’a gerçekleştirdiği devlet ziyaretleri sırasında imzalanan “Stratejik Ortaklığın Derinleştirilmesine İlişkin Bildiri” ve “Müttefiklik İlişkileri Hakkında Antlaşma”, işte bu geçişin hukuki ve siyasi ifadesidir.
Başka bir deyişle, tarihin verdiği kardeşliğe devlet aklı müttefiklik statüsü kazandırmıştır.
Bu açıdan İlham Aliyev–Şevket Mirziyoyev ilişkileri ayrıca dikkat çekmektedir. Devletler arasındaki ilişkiler kurumlar aracılığıyla kurulur; ancak kimi zaman liderlerin karşılıklı güveni bu kurumlara hız, ruh ve siyasi enerji kazandırır. Son beş yılda en üst düzeyde 15 karşılıklı ziyaretin gerçekleştirilmesi sıradan bir diplomatik istatistik sayılabilir mi?..
İşte bu olgu, Bakü ile Taşkent arasındaki diplomatik mesafenin minimuma, stratejik güvenin ise maksimuma yaklaşmasının göstergesidir.
2023 yılında oluşturulan Devletlerarası Yüksek Şura ise kardeşliğin artık yalnızca duygularla değil, uzun vadeli öncelikleri belirleyen kurumsal mekanizmalarla da yönetildiğini göstermektedir.
Böylece Azerbaycan–Özbekistan modeli, Türk dünyası için dikkate değer bir formül ortaya koymaktadır:
Kök birliği + siyasi irade + ekonomik çıkar + kurumsal mekanizma = sürdürülebilir müttefiklik.
Derler ya, rakamların da ruhu vardır
Evet, bazen “kardeşlik” sözcüğünün ekonomik ilişkiler için kullanılmasına ihtiyatla yaklaşılır. Oysa gerçek kardeşlik yalnızca bayramlarda söylenen güzel sözlerle değil, birlikte yaratılan değerlerle güçlenir.
2025 yılında Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki ticaret hacminin bir önceki yıla kıyasla üç kattan fazla artarak 795 milyon dolara ulaşması son derece ciddi bir göstergedir. Toplam sermayesi 500 milyon dolar olan Azerbaycan–Özbekistan Yatırım Şirketinin faaliyetleri ise iş birliğinin artık yalnızca “alışveriş” aşamasından çıkarak ortak ekonomik gelecek inşasına geçtiğini göstermektedir.
Ortak ekonomik geleceğin inşası da özünde ortak Türk geçmişinden ortak Türk geleceğine uzanan ulu yola hizmet etmektedir.
Enerji, petrokimya, otomotiv sanayisi, tarım, turizm, inşaat, lojistik ve daha niceleri…
Bu listeyi uzatmak mümkündür; ancak asıl önemli olan, iki ülke ekonomisinin giderek birbirini tamamlayan bir sisteme dönüşmesidir.
Özellikle Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ın katılımıyla oluşturulan “Yeşil Koridor Birliği”nin Hazar üzerinden yenilenebilir enerji iletimini öngörmesi, geleceğin Türk dünyasının ortak bir enerji ve teknoloji geleceği üzerinde de yükseldiğini göstermektedir.
Dün kervanlar Türkistan yollarında ipek taşıyordu…
Bugün konteynerler, enerji, teknoloji ve bilgi taşınıyor…
Yarın ise belki de Türk dünyasının en büyük serveti, ortak entelektüel sermayenin serbest dolaşımı olacaktır.
Tanrı Türk’e yâr olsun!
Ekber Goşalı



