Nahçıvan’a Yatırılan GELECEK

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin sosyoekonomik kalkınmasının hızlandırılması amacıyla 258 milyon manat kaynak tahsis edilmesine ilişkin bir Kararname imzaladı.
( https://president.az/az/articles/view/73260 )
Evet, bir devlet kararının mahiyetini, ayrılan kaynağın miktarından daha çok, o kaynağın nereye, ne zaman ve nasıl bir gelecek tasavvuruyla yönlendirildiği ortaya koyar.

İşte bu bakış açısından yaklaşalım: Mesele yalnızca 258 milyon manattan ibaret değildir; mesele, Nahçıvan’ın Azerbaycan’ın yeni kalkınma ve bağlantılar haritasında nasıl bir yer tutacağıdır.
Azerbaycan’ın ana topraklarından ayrı düşmüş olan Özerk Cumhuriyet, onlarca yıl boyunca coğrafi konumunun doğurduğu zorluklarla karşı karşıya kaldı. Ancak devlet politikasının bugünkü aşamasında önemli bir nitelik değişimi görülüyor: Coğrafyanın yarattığı kısıtlılık, coğrafyanın sunduğu üstünlüğe dönüşüyor.
Bu, çok önemli bir dönüm noktasıdır.
Çünkü Nahçıvan’ın dünkü ekonomik haritasında “ayrılık”, “abluka”, “erişim sorunu” kavramları daha belirgin görünüyorduysa, yarının ekonomik haritasında “transit”, “lojistik”, “bağlantı”, “sınır ticareti”, “üretim” ve “sevkiyat” kavramları ön plana çıkabilir.
Başka bir deyişle, Nahçıvan coğrafyasının ekonomik anlamı değişiyor.
İktisatçı olmasak da biliyoruz ki ekonomide devlet yatırımlarının değeri yalnızca harcanan kaynakla ölçülmez; asıl mesele, bu kaynağın nasıl yeni bir ekonomik hareketlilik doğurduğudur.
Yol yapılıyorsa, çevresinde ekonomik hayat canlanır;
enerji arzı iyileştiriliyorsa, yeni üretim olanakları doğar;
bağlantı altyapısı kuruluyorsa, bölgenin yatırımcı açısından cazibesi artar;
yeni bir işletme kuruluyorsa, ailenin geliri, insanın kendi yurdunda yaşama ve çalışma imkânı genişler.
Demek ki 258 milyon manatın gerçek ekonomik karşılığı, yalnızca 258 milyonla sınırlı kalmamalıdır. Onun asıl gücü, yaratacağı çoğaltıcı ve genişletici ekonomik etkidedir.
Devlet yatırımı özel yatırımı harekete geçiriyorsa, altyapı girişimciliği teşvik ediyorsa, girişimcilik istihdamı artırıyorsa, istihdam iç pazarı büyütüyorsa, ilk mali yatırım artık bütünlüklü bir ekonomik zincire dönüşüyor. (Akademik iktisat çevrelerinde buna çarpan etkisi – multiplikatif etki denir.)
Burada başka önemli bir husus daha var.
Özerk Cumhuriyet’e yönelik yaklaşım, birbirinden bağımsız projelerin toplamından ibaret değildir. 2023–2027 yılları için Nahçıvan’ın sosyoekonomik kalkınmasına ilişkin Devlet Programı ve onu izleyen adımlar bunu açıkça gösteriyor.
İşte artık bir kalkınma modelinden söz ediyoruz.
Bu modelde yol, enerji, tarım, sanayi, turizm, girişimcilik, istihdam ve insan sermayesi birbirinden ayrı alanlar olarak görülmüyor. Bunlar aynı kalkınma sisteminin birbirini tamamlayan unsurlarıdır.
Bunun Nahçıvan açısından özel bir önemi vardır. Çünkü Özerk Cumhuriyet’in uzun vadeli kalkınması, zaman içinde daha fazla ekonomik değer üreten bir bölgeye dönüşmesiyle sağlanabilir.
Asıl hedef de işte bu olmalıdır.
Nahçıvan son durak değildir.
Yeni bölgesel gerçeklikte Nahçıvan’ın, Azerbaycan’ın Türkiye’ye açılan kapısı olma özelliği çok daha büyük bir ekonomik-stratejik anlam kazanıyor.
Üstelik Türkiye üzerinden daha geniş ekonomik coğrafyalara açılan bir kapıdır.
Gelecekteki yük taşımacılığı ve diğer bağlantılar açısından Nahçıvan, Doğu ile Batı arasında şekillenen yeni ekonomik coğrafyanın en önemli halkalarından biri olabilir.
Bu anlamda Nahçıvan bir geçiş ve kavşak mekânıdır.
Eğer bölgenin lojistik, depolama, işleme, sanayi, hizmet ve ticaret altyapısı bugünden yeni gereksinimlere uygun biçimde kurulursa, gelecekteki transit akışlardan elde edilecek yararlar yalnızca yüklerin bu topraklardan geçmesiyle sınırlı kalmaz; Nahçıvan, söz konusu akışa katma değer sağlayan bir ekonomik merkeze dönüşebilir.
Transit ülkelerin ve bölgelerin asıl kazancı, yükün kendi topraklarından geçmesiyle ölçülmez; asıl üstünlük, geçen yükün çevresinde katma değer üreten bir ekonomi kurabilmektir.

Nahçıvan için büyük imkân işte buradadır.
Ayrıca, ekonominin nihai adresi insan değil midir?
Bütün büyük rakamların arkasında yalın bir ölçü, temel bir kıstas durmuyor mu? Sorusu da cevabı da apaçıktır: İnsan!
258 milyon manat ne zaman tam anlamını kazanacaktır? Yeni iş yerleri açıldığında! Nahçıvanlı genç kendi geleceğini doğduğu topraklarda görebildiğinde! Çiftçi ürettiği ürünü pazara daha kolay ulaştırabildiğinde! Girişimci yeni bir işletme kurmaya ilgi gösterdiğinde! Köy ile şehir arasındaki altyapı ve sosyal hizmet farklılıkları azaldığında! Ailelerin gelirleri arttığında! Listeyi uzatmasak da meselenin mahiyeti, ufku ve derinliği gün gibi ortadadır.

Evet, devletin bölgesel politikasının en yüksek göstergesi insanın yaşam kalitesidir.
İşte Nahçıvan’ın yeni zamanı geldi.
Azerbaycan son yıllarda kendi siyasi ve ekonomik coğrafyasını yeniden kuruyor.
Karabağ’da ve Zengezur’un beri yakasında yürütülen devasa imar çalışmaları, ülkenin yük taşımacılığı ve enerji imkânlarının genişletilmesi, Doğu-Batı bağlantılarının güçlendirilmesi, bütünlüklü bir stratejik tablonun ayrı ayrı bölümleridir.
Nahçıvan da bu tablonun önemli noktalarından biridir.
Bu nedenle Nahçıvan’a ayrılan 258 milyon manata yalnızca bugünün bütçe kararı olarak bakmak yetersizdir.
Bu, bir taraftan mevcut ihtiyaçların çözümüdür, diğer taraftan ise geleceğin ekonomik coğrafyasına hazırlıktır.
Devlet, Nahçıvan’ın gelecekteki imkânlarına yatırım yapıyor… Belki de meselenin felsefesi ve kültürolojisi en özlü biçimde böyle ifade edilebilir.
İşte o gelecekte Nahçıvan’ın adı ekonomik bağlantılarla, açılan yollarla, bir kavşağa dönüşmekle özdeşleşmelidir. Özdeşleşecektir de!
Nahçıvan, yatırım rakamlarından, hatta kendi yüzölçümünden daha büyük bir stratejik değerdir.
Devletimiz zeval görmesin!
Ekber GOŞALI




