Connect with us

GÜNDEM

Güzelyurt Tren İstasyonu Müzesi Çarşamba Günü Ziyarete Açılıyor

Published

on

Kıbrıs’ta 46 yıllık öyküye sahip demir yolu taşımacılığından günümüze kalan Güzelyurt’taki mal hangarı, aslına uygun olarak restore edilerek, müze olarak hayat buluyor.

Tren taşımacılığının başladığı 1900’lerin başından ortalarına kadar bölgenin dışarıya açılan kapısı durumundaki Güzelyurt (Morphou) İstasyonu’nun kültür mirası olarak ülkeye kazandırılması amaçlı proje kapsamında, yıllardır Güzelyurt Festival Parkı’nda bulunan ve korunan tarihi tren de buraya taşındı.

Restorasyon çalışmalarına 2017’de Turizm ve Kültür Bakanlığı tarafından başlanan ve Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin yürüttüğü;  hangar alanının peyzaj düzenlemesi, elektrik işlerinin tamamlanması ve son olarak geçen hafta, Güzelyurt Belediyesi’ne ait tarihi tren lokomotifinin de eski yerinden sökülüp temizlenerek restore edilen binanın bahçesine getirilmesiyle çalışmaları tamamlanan müze, Uluslararası Müze Günü olan 18 Mayıs’ta ziyarete açılıyor.

Açılış töreni saat 10.00’da yapılacak müze, Müze Günü dolayısıyla çarşamba günü diğer tüm müzeler gibi ücretsiz gezilebilecek.

Tarihi garın müzeye dönüşme sürecini TAK’a anlatan Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürü Nazım Ced, adada bir dönem önemli yere sahip demir yolu taşımacılığıyla ilgili tarihi bilgiler de paylaştı.

GÜZELYURT TERMİNALİ, İKİNCİ KISMIN SON, ÜÇÜNCÜ KISMIN İLK İSTASYONU…

Ada’nın İngiliz yönetiminde olduğu 1905-1951 yılları arasında “Cyprus Government Railway (Kıbrıs Hükümeti Demir Yolu (K.H.D.))” adıyla faaliyet gösteren demir yolunun üç kısmının ilki, Mağusa- Lefkoşa arasında Mesarya Ovasından geçen hatta hizmet veriyordu ve 35,5 mil (57 km) uzunluğundaydı. 1907’den 1951’e kadar faaliyette olan Güzelyurt terminali, KHD’nin ikinci kısmının son, üçüncü kısmının ise ilk istasyonuydu.

Aralık 1907 tarihine kadar, batıda Lefkoşa’dan Güzelyurt’a 24 mil (38 km) uzunluğunda ikinci bir kısım eklendi. Haziran 1915’e kadar Güzelyurt ‘tan Evrihu (Evrychou)’ya 14,5 millik (23 km) bir uzatma yapıldı. Mağusa’da limandan istasyona kadar olan 1,5 millik (2.4 km) kısım hariç toplam uzunluk 74,5 mil (120 km) oldu.

1932 yılında, Lefkoşa’nın batı hattı kapatıldı. 1933 yılında son 5 millik bölümü olan Çamlıköy (Kalo Chorio)- Evrihu dışındaki kısım yeniden açıldı.


Zaman geçtikçe, karayolu taşımacılığı giderek daha popüler ve daha sürdürülebilir bir ulaşım aracı olmaya başladı. Yıllar içinde, demir yolunun varlığını sürdürebilme konusunda yaşadığı sorunlara çözüm bulunamadığı için, 10 Kasım 1951 tarihinde, İngiliz Hükümeti resmi bir genelge yayınlayarak K.H.D.’nin yılsonunda kapatılacağını duyurdu. 31 Aralık 1951 Pazartesi günü Lefkoşa (Nicosia) İstasyonu’ndan kalkan son tren, yine 1905’te ilk treni çeken 12 numaralı lokomotif tarafından çekildi.

HANGARIN RESTORASYON ÇALIŞMASI

Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürü Nazım Ced, günümüze kadar ayakta kalan istasyon binası, vagon hangarı ve mal hangarının, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından 1999 yılında anıt bina ilan edilmelerine rağmen özel amaçlarla, özel şahıslarca kullanılmakta olduğunu anlattı.

Kullanıcılarının tahliye edilmesiyle restorasyon projesinin binanın eski fotoğraflarından yararlanılarak hazırlandığına işaret eden Ced, binanın “Demir Yolu Müzesi”ne dönüştürülmesi amacıyla 14 Kasım 2017 tarihinde restorasyon çalışmalarına başlandığı, bir yılda tamamlandığı, ilerleyen süreçte binanın bulunduğu alanın peyzaj düzenlemesi ile elektrik işlerinin 31 Aralık 2019 ile 21 Aralık 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini kaydetti.

Bu binalardan en kötü durumda olan ve yıkılmaya yüz tutmuş hale gelen mal hangarının dikkati çektiğini ifade eden Ced, bu tarihi binanın restore edilerek müzeye dönüştürülmesi projesinin yine Fikri Ataoğlu’nun Turizm ve Çevre Bakanı olduğu dönemde başlatıldığı ve kendisinin de bu görevde bulunduğu bir yıllık sürede önemseyerek öncelik verdiği bir çalışma olduğuna vurgu yaptı.

Atıl durumdaki binayı restore ettikten sonra Festival Alanındaki treni de sergilemek amacıyla tren istasyonunun bahçesine getirdiklerini anlatan Nazım Ced, bu eseri yalnız Güzelyurt’a değil tüm ülkeye bir kültür mirası olarak kazandırmaktan mutlu olduklarını ifade etti.

Açılışın Müzeler Günü’nde yapılacak olmasını anlamlı bulduğunu da belirten Ced, “Müzede ufak tefek eksiklikler yok değil, mevcut imkanlarla ulaşabildiğimiz belge, bilgi ve objelerle yola çıktık. Elinde bu tren istasyonuyla ilgili belge veya eser bulunan -bu belki bir bilet de olabilir- kişiler bağış yapabilir, bunları da topluma kazandırmak bizi mutlu eder” şeklinde konuştu.

Ced, bu tarihi binanın müzeye dönüşüm sürecinde Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar’a gösterdiği güven ve iş birliği için özellikle teşekkür etmek istediğini belirtirken, trenin taşınmasında sağladıkları katkılardan dolayı Güzelyurt Polis Müdürlüğü İtfaiyesine, Elektrik Kurumu Bölge Amirliğine ve canla başla çalıştığını ifade ettiği Eski Eserler ve Müzeler Dairesi personeline de teşekkürlerini iletti.

GÜZELYURT İSTASYONU

Ced, Güzelyurt İstasyonu ile ilgili olarak ise şu bilgileri aktardı:

“1907’den 1951’e kadar faaliyette olan Güzelyurt (Morphou) terminali, K.H.D.’nin ikinci kısmının son, üçüncü kısmının ise ilk istasyonudur. İki katlı 2. sınıf istasyon binası haricinde, iki yataklı lokomotif hangarı, lokomotifleri döndürmekte kullanılan platform ve mal hangarları ile donatılmıştı. İstasyon binası ile hangarlar (biri hariç) günümüze kadar ayakta kalmıştır.

Güzelyurt (Morphou) İstasyonu, 1932 yılında Lefkoşa (Nicosia)’nın batısındaki demir yolu hattının trafiğe kapatılması ile Çamlıköy’e (Kalo Chorio) kadar olan hattın tekrar açıldığı 1933 yılına kadarki bir yıllık süreçte hizmet verememiştir.

Güzelyurt (Morphou) İstasyonu trafiğe açıldığı 31 Mart 1907’den, K.H.D.’nin faaliyetlerinin sonlandırıldığı 1951 yılına kadar bölgenin dışarıya açılan kapısı olmuştur. İstasyon, Mağusa’dan (Famagusta) 59.5 mil (95 km) mesafede idi ve Güzelyurt (Morphou) ile Mağusa (Famagusta) arasındaki yolculuk yaklaşık 4 saat sürmekteydi.

Demir yolu ile narenciye merkezi olan Güzelyurt’tan (Morphou) Mağusa’ya (Famagusta) narenciye taşınmıştır. İstasyonda posta hizmetleri de verilmekteydi. Sadece 1918-1919 yılları arasında, Güzelyurt’tan (Morphou) demir yolu ile 21 bin 938 ton yük taşınmış olması demir yolunun ve istasyonun önemini anlamamıza yardımcı olmaktadır.”

ÖZÇINAR: “BÖLGEYE GÜZEL BİR ESER KAZANDIRILDI”

Öte yandan Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, restore edilen Güzelyurt Tren İstasyonu ile bölgeye güzel bir eser kazandırıldığını kaydederek, bundan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Özçınar, Turizm Bakanlığı ile Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin talebi üzerine ilk olarak tren istasyonu içerisindeki işyeri kullanıcılarının başka yere taşınması için Belediye tarafından gerekli çalışmanın yapıldığını ifade etti. Tren istasyonunda makinist ve oto elektrikçi bulunduğunu anımsatan Özçınar, kirlilik oluşturan bu iş yerlerinin yapılan istişareler neticesinde başka bir bölgeye taşınmasında gerekli tüm katkıların yapıldığına işaret etti.

Özçınar, Turizm Bakanlığı ve Eski Eserler Müzeler Dairesi’nin talebi üzerine uzun yıllardır Festival Parkı’nda bulunan Güzelyurt Belediyesi’ne ait trenin sergilenmesi amacı ile Güzelyurt Tren İstasyonu’nun Bahçesi’ne yerleştirildiğini söyledi.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GÜNDEM

Ağırdağ bölgesinde yangın

Published

on

Girne-Lefkoşa Anayolu üzerinde Ağırdağ bölgesinde büyük bir yangın çıktı.

Girne-Lefkoşa Anayolu üzerinde Ağırdağ bölgesinde büyük bir yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle büyüyen yangın nedeniyle acil durum çağrısı yapıldı.

Sosyal medyada yardım çağrıları

İtfaiye ekiplerinin yoğun müdahalelerine karşın rüzgarın etkisiyle hızla yayılan yangına karşı, bölge sakinlerinin destek çağrıları sosyal medyada yayıldı.

Bölgede yaşam süren vatandaşlar, tankeri olan herkesi yardıma çağırdı.

LTB bölgeye ekip gönderdi

Yangınla ilgili kişisel sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan LTB Başkanı Mehmet Harmancı, söndürme çalışmalarına destek olmaları adına bölgeye ekip gönderdiklerini duyurdu:

“Ağırdağ’da yaşanan yangın felaketinin boyutlarını henüz bilmiyoruz ama gelen haberler çok iç açıcı değil. Lefkoşa Türk Belediyesi olarak bölgeye acil olarak yangın söndürmeye yardımcı olacak ekip gönderdik, umarız erken sürede kontrol altına alınabilir.”

Continue Reading

GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Tatar’a Bursa’da fahri doktora

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde, “KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki Stratejik Önemi” konulu konferans verdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde, “KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki Stratejik Önemi” konulu konferans verdi.
Cumhurbaşkanı Tatar’a, ayrıca Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından “Fahri Doktora” tevcih edildi.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Bursa’da temaslarda bulunuyor. Tatar, bu çerçevede ilk olarak Bursa Uludağ Üniversitesi’ni ziyaret etti ve rektör Prof. Dr. Ahmet Saim Klavuz ve heyetiyle bir araya geldi. Tatar’a Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu eşlik etti.
Konferans ve doktora töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanlığı video gösterimi yapıldı. Üniversite

senatosunun Tatar’a fahri doktora payesi verilmesi kararının ardından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın özgeçmişi okundu.
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Klavuz, “Bir parçamız olan KKTC’nin saygıdeğer Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ağırlamaktan onur duyduk”  sözleriyle başladığı konuşmasında, Tatar’a doktora tevcih etmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. Klavuz, bu toplantıyı, Tatar’ın “Uluslararası ilişkiler, Türkiye ile işbirliği ve sergilediği dayanışmanın yanısıra üniversitenin KKTC’nin daima yanında olduğu fikrini dünyaya haykırma adına” yaptıklarını söyledi.
Doktora tevcih töreninin yapıldığı salonda daha önce de Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’a doktora ünvanı verildiğine işaret eden Klavuz, bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Klavuz, “KKTC, canımız, ciğerimiz bir vatan parçasıdır. Tarihe bakıldığında bazı sıkıntılar yaşandı ama şimdi KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak tanınması gerekir” dedi.

“Devletler, menfaat ve beklentilerine göre değil de adalet ve etik ilkeler ekseninde hareket etseydi KKTC ve Kıbrıs Türk halkı yıllardır izolasyonlar altında yaşamazdı” diyen Klavuz, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi ve yaşamak zorunda kaldığı zulümleri anımsattı.
Klavuz, Türkiye’nin ardından diğer Türk devletleri ve dost ülkelerin de KKTC’yi, Kıbrıs Türk halkının egemenliğini tanıması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, burada verdiği konferansta, Bursa’da, Uludağ Üniversitesi’nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, merhum Cumhurbaşkanı Denktaş’a da verilen ödüle layık görülmesinin hayatının en anlamlı hediyesi olduğunu vurguladı.

Hayatı boyunca hep Türklük için çalıştığına işaret eden Tatar, bir Türk çocuğu olarak maaruz kaldıkları Rum saldırılarını çok iyi hatırladığını, hatta öldürülme riski atlattığını belirterek, “Bu yüzden saf davranmayacağız. Ukrayna’da olanları gördükten sonra Türkiye Cumhuriyeti dışında bir garantörlüğü kabul edemeyiz, etmeyeceğiz” dedi.

Tatar, Kıbrıs’ta “Kıbrıslı veya Kıbrıs halkı” diye bir halk olmadığını, adada iki halk ve iki devlet olduğunu kaydetti. Kıbrıs’ın tarihine inildiğinde Osmanlı’nın unutulamayacağını, 80 bin şehit verilerek, adanın alındığını o dönemden bugüne Kıbrıs’ın bu bölgede hep önem taşıdığını ifade eden Tatar, Kıbrıs’ın öneminin devam ettiğini ve mücadelenin şimdi de sürdüğünü kaydetti.

İngiltere’nin adayı Osmanlı’dan kiraladığını ancak daha sonra geri vermediğini söyleyen Tatar, o dönem adanın en eski kurumu olan Vakıfların dağıtıldığını ve tüm bunları arşivlerde olduğunu anlattı.
Yıllarca kapalı kalan Maraş’ın iki yıl önce açılmasının KKTC için büyük kazanım olduğunu ve turizm açısından çok önemli olduğuna işaret eden Tatar, Maraş’ı bugüne kadar 700 binden fazla kişinin ziyaret ettiğini söyledi.
Tatar, Kıbrıs Türk halkının milli mücadele yıllarında Türk askerinin geleceği günü özlemle arzuladığını vurgulayarak, Rum ve Yunanlıların Kıbrıs’ı “13. ada” olara Yunan toprağı yapmak için uğraştıklarını ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin Yunanistan’a “dur” diyerek, bunu engellediğini belirtti.

Kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de Rumlar tarafından yıkıldığını ve Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırı düzenlendiğini kaydeden Tatar, Yunan cuntasının darbe yaptığını ifade ederek, cumhuriyetin şu anda bir Rum devleti olarak sürdürdüğünü söyledi.

Kıbrıs Türk halkının yıllarca gözü Toroslarda direndiğini, en sonunda da 1974 Barış Harekatı ve KKTC’nin kurulduğunu ifade eden Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın Kıbrıs Türk halkının dönüm noktası olduğunu kaydetti.
“Kim ne derse desin bize karşı uygulanan ambargolar zulümdür” diyen Tatar, bu izolasyonların insanlık dışı olduğunu ve KKTC’nin artık tanınması gerektiğini belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu çerçevede BM’de yaptığı KKTC’nin tanınması çağrısının önemine işaret eden Tatar, Kıbrıs’ta federal temelde ortaklığın artık mümkün olmadığını söyledi.
Kıbrıs Türk tarafı olarak ortaya koydukları yeni siyasete de işaret eden Tatar, Türk tarafının ortaya koyduğu tüm iyi niyet ve “evet”lere rağmen, uzlaşmaz tutum ve “hayır”a rağmen Rumların tek taraflı AB’ye alındığına işaret ederek, bunun hiç bir açıklamasının olamayacağını dile getirdi. Tatar, federal temelde çözüm arayışlarındaki amacın Türkiye’nin Kıbrıs’tan çekilmesi, sıfır asker sıfır garanti olduğuna işaret etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin bölgedeki hava, deniz ve karadaki varlığının süreceğini, bu çerçevede KKTC’nin güçlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Varlığımızı ancak böyle sürdürebilir, hak ve menfaatlerimizi koruyabiliriz” dedi.
Tatar, milli kültürel değerlerin yanısıra Mavi Vatan ve diğer bölgesel haklardan vazgeçerek, Türkiye’nin Kıbrıs’tan çekilmesinin, o bölgeyi Rum Yunan bölgesi yapacağına dikkat çekti.
Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC’nin koparılmasına hiç bir zaman izin vermeyeceklerini yineleyen Tatar, milli menfaatler yanında geçmiş ve milli heyecanın gençlere aktarılmasının önemine işaret etti.

Tatar, Türk devletlerinin temsilcisi olan KKTC’nin birlik beraberlik içerisinde, milli hassasiyetler, örf ve adetler, zengin tarihi geçmişiyle sürdürüleceğini söyledi.

Kıbrıs’ın mevcut statüsüyle AB’ye üye olmaması gerektiğine işaret eden Tatar, Rum tarafının 2 oyu bulunan AB’nin müzakere masasında olamayacağını çünkü taraf olduğunu belirtti.
AB ile ilişkilerin olumlu yönleri olduğunu ancak oynanan oyunların Kıbrıs Türk halkının sonunun başlangıcı olabileceğine işaret eden Tatar, kurdukları devleti bozmanın onursuzluk olacağını, bu nedenle, zor da olsa devleti geliştirip, tanıtmak için de Türkiye’nin desteğiyle çalışacaklarını kaydetti.
KKTC’nin eğitim ve turizm yanında Türkiye’den gelen suyla güçlü bir devlet olduğunu ifade eden Tatar, ABD’nin Rumlara ailah ambargosunu kaldırmasını eleştirdi ve silahlanmanın kimseye faydasının olmayacağını söyledi.
Tatar, Kıbrıs’ta tarafların ancak konuşarak doğru noktaya, geleceğe yönelik adımlar atabileceğini belirterek, KKTC’nin, Türkiye, Türk dünyası ve kendi hak ve çıkarlarının korunmasında çok önemli bir statüye geldiğini ifade eden Tatar, bunun korunmasının önemine işaret etti.
Cumhurbaşkanı Tatar, Bursa Uludağ Üniversitesi de Fahri doktora payesi için teşekkür etti.

-Basına açıklama

Konferans sonrası yerel basına açıklamalarda bulunan Tatar, doktora tevcihi ve ağırlamaya teşekkür etti. Kıbrıs Türk halkının Türk milletinin kopmaz parçası olduğunu ifade eden Tatar, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik temelinde, eşit uluslararası statüye dayanan kendi kendini yöneteceği bir yeni siyaset yürüttüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türk halkına yönelik ambargo ve izolasyonların kaldırılması çağrısının önemine dikkat çeken Tatar, Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’nin bölgedeki hak ve menfaatlerini korumak için mücadele verdiklerini belirtti.
Kıbrısta caydırıcı güç Türk askerinin varlığı ve garantörlüğü olduğuna işaret eden Tatar, KKTC’nin yaşamasının Türk dünyası açısından da önemli olduğunu söyledi.
“Türk devletler teşkilatının çatısı altında KKTC’nin de var olması gerekmektedir” diyen Tatar, KKTC’nin yaşaması için Türkiye’nin elinden geleni yaptığını, Türk dünyasının da buna destek vermesi gerektiğini ve bu yönde olumlu adımlar atılacağına inandığını kaydetti.
Turizm faaliyetlerinin arttığı ve Covid’in de geride kaldığı bugünlerde Bursa halkını KKTC’ye beklediklerini ifade eden Tatar, gençlerin de karşılıklı eğitim almasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi.
Soruları da yanıtlayan Tatar, Rum yönetimine silah ambargosunun kaldırılması ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarının hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu’na destek açıklamasından dolayı teşekkür etti.

Continue Reading

GÜNDEM

Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatları canlandırılıyor

Published

on

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kadınlar, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarından zembil (hasırdan örülmüş kulplu torba) örme, ahşap baskı ve ebru kurslarına katılarak, bunların gelecek nesillere aktarılmasını hedefliyor.

Lefkoşa Yunus Emre Enstitüsü (YEE), KKTC Kültür Dairesi, Lefke Belediyesi ve Lefke Yardım ve Halk Derneği iş birliğiyle düzenlenen projeye, Lefkoşa ve Lefke bölgelerinden 18 kadın katılıyor.

Lefkoşa YEE’de gerçekleştirilen projenin atölye çalışmaları kısmında, KKTC’nin kültürel kodlarını ortaya çıkaran geleneksel el sanatları ile modern sanat unsurlarının birleştirilerek çok sayıda eserin ortaya çıkarılması hedefleniyor.

Proje sayesinde KKTC’de yaşayan kadınların sanat eğitimi alması, geleneksel sanatlar arasında yer alan “zembil örme” sanatının yeniden hayat bulması ve aldıkları bu kurslar vasıtasıyla kadınların üretim hayatının bir parçası olması da bekleniyor.

KKTC’de Lefke bölgesindeki hurma ağaçlarının yapraklarının örülmesiyle zembil denilen sepet ve küfeler yapılıyor. Kıbrıs’ta daha önce sevilerek kullanılan, yumuşak ve sağlam araçların başında gelen zembil, hurma dalından örüldüğü için hafif oluyor. Eskiden zengin ve varlıklı kesiminin de zembili tercih ettiği belirtiliyor.

Zembillere kullanılış amaçlarına göre alışveriş zembili, tohum zembili, balıkçı zembili ve hurma zembili gibi farklı isimler de veriliyor.

Poşetlerin yerini aldığı zembilin yapımı terk edilmiş bir el sanatı olarak biliniyor. Proje nihayetinde, üretilen eserlerin kamuoyuyla paylaşılacağı ve ziyaretçilerin beğenisine sunulacağı bir serginin açılması da planlanıyor.

Proje Koordinatörü Esin Sevgin proje ile 3 kadim sanatın birleştiğini söyleyerek, “Zembile geleneksel dokunuşlar yapıyoruz. Ahşap baskı sanatı da KKTC’nin 1970’lerden sonra unutulmuş bir sanatıdır. Projeye katılanların öğretmen olması da bu geleneksel sanatların başkalarına öğretilmesi açısından önemli.” dedi. Sevgin, zembilin tanıtımının yanı sıra kadınların yaptıkları ürünlerin satılacak olmasının da katılanlara katkı sağlayacağını belirtti.

Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya, hurmanın Lefke bölgesinin sembollerinden biri olduğuna dikkati çekerek, bölgede uzun süre madencilik yapıldığını, madenin yer altından çıkarılması için hurma ağacından yapılan zembillerin kullanıldığını anımsattı.

Kaya, proje ile hurmadan zembil yapılabilmesi için kadınların eğitim aldığını ve ortaya konulan iş birliğinden memnun olduklarını ifade etti.

– “Zembil, Kıbrıs Türklerinin geçmişi ve Anadolu’da da hakim olan bir üründü”

Lefkoşa YEE Koordinatörü Abdullah Aktaş, YEE’nin bulunduğu ülkelerin kültürü ile Türkiye arasında kültürel bağ kurmaya çalıştıklarını, KKTC’deki faaliyetlerinin 2015’te başladığını söyledi.

Aktaş, “Faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde var olan kültürel değerleri de ortaya çıkarmak için uğraşıyoruz, mümkünse ülkeler arasında bu değerlerin bilinirliğini artırmaya gayret ediyoruz. Bu noktada zembil de Kıbrıs Türklerinin geçmişinde ve Anadolu’da da hakim olan bir üründü. Zembil KKTC için çok değerli bir ürün, özellikle Lefke’de bu ürünün yapımı için hurma ağaçlarının dikildiğini görüyoruz. Biz de onu modern hayata kazandırmanın gayreti içerisindeyiz.” dedi.

Lefke Yardım ve Halk Derneği Başkanı Emel Yılmaz, kadınların 3 geleneksel sanatı öğrenmesinin önemine ve bunları gelecek nesillere taşıma arzularına dikkatini çekti.

Yılmaz, projeye katılan kadınların üretmeleri ve ev ekonomisine de sürdürülebilir katkı sağlamalarının hedeflerinin arasında olduğunu kaydetti.

Continue Reading

Facebook