Connect with us

GÜNDEM

“7.5 Milyon Euro’nun karşılığında ne verildi?”

Published

on

İş insanı Zeki Ziya, ülkede tartışma konusu olan “Mavi Girne Havayolu” hakkında “KKTC’ye yüzde 25 hisse verilmiştir. 30 milyonluk bir şirketten 7,5 milyon Euroluk bir karşılıktır. Bu hisse neye karşılık verildi? Bunun açıklanması topluma bir borçtur” dedi

 

 

 

 

İş insanı Zeki Ziya, Gündem Kıbrıs Web TV’de Çiğdem Aydın’a çok önemli açıklamalarda bulundu…

Kıbrıslı Türk İş insanı Zeki Ziya, son günlerde tüm ülkenin tartıştığı “Milli havayolu Mavi Girne Havayolu” hakkında görüşlerini dile getirdi.

Ziya, “Mavi Girne Hava yolu hakkında yapılan açıklamalar yeterli değildir. Milli kelimesinin tanımının ne olduğunu sormak lazım. Mevcut şirketler milli değil mi? Öncelikle bu milli tanımından vazgeçmek gerekiyor. Bir havayolu şirketinin hangi ülkenin havayoluna kaydı varsa o ülkenin havayoludur. Türkiye Cumhuriyetinin diğer havayolu şirketleri gibi bu da Türkiye’nin şirketidir. Bu ancak bir iştirak olarak tanımlanabilir bunun başka bir açıklaması yoktur. Eğer buradan bir hisse alıyorsanız bunun iştiraki olur. Yapılan açıklamalara göre KKTC’ye yüzde 25 hisse verilmiştir. 30 milyonluk bir şirketten 7,5 milyon Euroluk bir karşılıktır. Bu hisse neye karşılık verildi? Bunun açıklanması topluma bir borçtur” dedi.

Ziya, “Bu ülkeye yeni havayolu şirketleri kesinlikle girmelidir. Rekabetin artması uçak bileti fiyatlarına yansır ve bu sonrasında topluma yansır. Rekabet bu topluma fayda sağlar ama rekabet ortamı yaratırken birine ayrıcalık tanımamak gerekir” ifadelerini kullandı.

Havacılık sektörünün çok büyük yatırımlar gerektirdiğinin altını çizen Kıbrıslı Türk iş insanı Zeki Ziya, “Piyasadaki oyunculardan biri senin şirketini yönetecekse bu iş olmaz. Bir şirketin kurulup devam etmesi için 2 yıllık zarar finansman kaynağını da belirlemeniz gerekir. Daha önce bizim iş insanlarımız bir şirket kurmaya niyetlendi ancak THY yöneticileri ile yapılan toplantıda dediler ki 2 yıl 65 milyon dolar zarar bütçesi olması gerekir.  Bunu duyunca çil yavrusu gibi dağıldılar. Şimdiki şirket de sıfırdan girecek ve piyasada yer sağlamak için mücadele edecek. Şirketi başlatmak için harcayacağınız para 30 milyon Euro civarında bir paradır. Bu işin devamı için eşit şartlarda mücadele edecekseniz eğer 150-200 milyonluk Euroluk bir zarar bütçesini karşılamanız gerekir. Eğer yüzde 25 bir hisseniz varsa, bu da 50 milyon Euro’luk bir ücrete denk gelir. Devlet olarak bunu nasıl ödeyecekseniz? Eğer siz bu şirkete bir ayrıcalık tanırsanız, piyasadaki diğer şirketler rekabet kuruluna gider” uyarısında bulundu.

‘Kaynak yok’ söylemlerini eleştiren Zeki Ziya, inşaat sektöründen çarpıcı bir örnek verdi, ‘tek bir şirketin devlete olan vergi borcu 45 milyon sterlindir’ dedi.

Ziya şöyle devam etti:

” ‘Bizim bütçe açığımız var’ diyorlar. Sadece satılan malların tapularından alacakları harçlar, bütçe açığını 10 katıyla karşılar. Bu ülkede şirket vardır, bölgesinin en büyük satıcılarındandır. 7- 8 bin konut satmıştır, 2 bin tanesinin borcu bitmiştir, Buna rağmen bırakın tapu vermeyi, tapu vermek için müracaatı yoktur Tapu Dairesi’ne. Bunun hesabını yaptım verdim. Tek bir şirketin 2 bin konut üzerinden devlete ödemesi gereken tapu harcı, KDV ve stopaj olarak borcu 45 milyon sterlindir. Adam devlete ödemediği 45 milyonla adayı satın almaya çalışır ve Kıbrıslı değildir bu insanlar. Sonradan vatandaşlık verilmiş başka ülke vatandaşlarıdır. Bu başlı başına bir konudur. Müteahhitlerin kendi hesaplamaları tüm herşey toplandığında 950 milyon sterlin civarındadır. Sizin bütçeniz nedir? Sizin paranız orada durur ne almıyorsunuz? Ülke uçar bu paralarla. Ama ülke alacağına sadece şahıslar uçar. Alın size kaynak, hadi hodri meydan.”

Advertisement

GÜNDEM

SIRADAKİ BÖLGE GİRNE

Published

on

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Güzelyurt Belediye sınırları içerisinde devam eden ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen yol aydınlatma bakım onarım çalışmalarını yerinde inceledi.

Bakan Arıklı, Karayolları Dairesi’nin kısıtlı imkânlara rağmen vatandaşın talepleri doğrultusunda yaratıcı formüllerle çalışmalar yaptığını belirtirken, bu projenin finanse edilmesini sağlayan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, T.C. Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi (KEİ) ve işbirliği yapan tüm belediyelere teşekkür etti.

Geçtiğimiz haftalarda Karayolları Dairesi ile belediyelerin işbirliğinde, ülke çapındaki ana arterlerde bulunan ancak çalışmayan yol aydınlatma sistemlerinin bakım onarım çalışmalarına başlanmıştı. Güzelyurt Belediye sınırları içerisindeki yol aydınlatma bakım onarım çalışmalarına dün başlanırken; Lefkoşa Belediyesi, Gönyeli-Alayköy Belediyesi, Gazimağusa Belediyesi, Mesarya Belediyesi ve Çatalköy-Esentepe Belediyesi’nde de çalışmalar devam ediyor.

SIRADAKİ BÖLGE GİRNE

Karayolları Dairesi Müdürü Dürdane Abi Acı ise Güzelyurt’taki çalışmaların, hava koşullarının elverişli olması halinde, iki-üç gün içerisinde tamamlanacağını ardından Girne Belediyesi sınırları içerisinde çalışmaların devam edeceğini ifade etti.

Ana arterlerde var olan yol aydınlatma sistemlerinin bakım onarımı için yerel yönetimlerle yapılan işbirliğinin ada çapına yayılacağını ve ana arterlerde bulunan anacak çalışmayan aydınlatma sistemlerinin tamir edileceğini kaydetti.

Dürdane Abi Acı, ülke çapına yayılacak çalışmaların mümkün olan en kısa sürede bitirilmesinin hedeflendiğini aktarırken, projenin finanse edilmesini sağlayan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Metin Feyzioğlu’na ve T.C. Büyükelçiliği KEİ Ofisi’ne teşekkürlerini sundu. Acı, sürücülerden trafik kurallarına her zaman uymalarını ve araçların içinden yol kenarına çöp atmamalarını da rica etti.

Bakan Arıklı daha sonra Doğancı’da yapılan yamalama çalışmalarını yerinde inceledi. Arıklı burada yaptığı açıklamada, batıda devam eden yamalama çalışmalarının tamamlanmasının ardından bölgede girilmeyecek derecede bozuk yolun kalmayacağının altını çizdi.

 

Continue Reading

GÜNDEM

Serdaroğlu: Ülkeye gelen işçi kalitesi düştü

Published

on

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, herhangi bir siyasi popülizme kurban etmeden, ayakları yere basan veriler üzerinden yeni asgari ücretin belirlenmesini diledi. Gardiyanoğlu, “En büyük arzum ve temennim tartışmalı değil, oy birliğiyle yeni asgari ücretin açıklanmasıdır” dedi.

Asgari Ücret Saptama Komisyonu, yeni asgari ücreti belirlemek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Toplantı Salonu’nda toplandı.

İşçi tarafını temsilen Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu ise, çağrılarına kulak verip masayı toplayan Bakan Gardiyanoğlu’na teşekkür ederek, konuşmasına başladı.

Bir düzeltme yapmak istediğini dile getiren Serdaroğlu, 2024 yılının ilk asgari ücreti için değil, 2023 yılının üçüncü asgari ücretini belirlemek için toplantı çağrısı yaptıklarını söyledi. Serdaroğlu, 2024 yılının ilk asgari ücretini belirlemek için toplantı yapılıyorsa bunu bugünden bilmek istediklerini belirtti.

“Gerçekler doğrultusunda yaşamalıyız ancak maalesef gerçekler göz ardı edildi bugüne kadar” diyen Serdaroğlu, “Aylardır zamlar olurken hiç mi bir işletmenin giderleri artmıyor?” diye sordu. Ticaret Odası, Sanayi Odası, diğer odalar ve işveren temsilcilerinden zamlara hiç ses olmadığını belirten Serdaroğlu, “asgari ücret için toplanma çağrısı yaptıkları ilk günden ise ortalığın sallandığını” söyledi.

Hükümete çağrı yapan Serdaroğlu, sürekli oto galeriler açıldığını ve son model lüks arabalar geldiğini ifade ederek, “Bu arabaları kim alıyor?” diye sordu. “Devlet var olmak isterse vergilerini adaletli bir şekilde toplayacak” diyen Serdaroğlu, devlet gelirlerini artıramıyorsa, giderlerinin her zaman tartışılacağını kaydetti.

-“Asgari ücret masasında önce biraz asgari vicdan olacak”

“Asgari ücret masasında önce biraz asgari vicdan olacak” diye konuşan Serdaroğlu, “Zenginliğe zenginlik katmak doğru bir yaklaşım değil… Bugün ihtiyaçlı olanlar hala ihtiyaçlı pozisyondadır” eleştirisinde bulundu.

Ülkeye gelen işçi kalitesinin düştüğünü, işin ehli insanların gelmediğini ifade eden Serdaroğlu, “Ucuz işçilik kaliteyi getirmez, bu mantık ile yola çıkmamız lazım” dedi.

Açlık sınırının, kişinin sadece gıda gereksinimi sağladığını söyleyen Serdaroğlu, “Geçen aya göre açlık sınırı 18 bin 300 TL’dir ve bu sadece sağlıklı beslenme için gereklidir” şeklinde konuştu.  Bir ay önce açıklanan ekim ayı enflasyonun gerçeği yansıtmadığını savunan Serdaroğlu, “Konuşacağımız hayat pahalılığı gerçek değildir” dedi.

İstatistik Kurumu’na yoksulluk sınırının açıklanması çağrısı da yapan Serdaroğlu, Hür-İş Federasyonu olarak belirledikleri yoksulluk sınırının bugün itibarı ile 45 bin 160 TL olduğunu kaydetti.

1 Aralık itibari ile asgari ücretin belirlenmesi konusunda hassas olduklarını dile getiren Serdaroğlu, hükümetin bu konuda irade koyması durumunda bunun mümkün olabileceğini söyledi. Serdaroğlu, “Aksi takdirde ışıklar sönecek asgari ücretliler için… Kimin asgari ücretli olduğu 3 hafta sonra belli olacak, elektrikleri kesildiği zaman” diye konuştu.

Maliye Bakanlığı’nın açıklamasının kendileri için resmi bir açıklama olduğunu ve bunu göz ardı edemeyeceklerini belirten Serdaroğlu, aralık sonu itibarı ile öngörülen yüzde 48.50’lik oranın yüzde 50’ye yuvarlanmasıyla asgari ücretin oy birliğiyle belirlenebileceğini kaydetti. Serdaroğlu, Bakan Gardiyanoğlu’nun oy birliği çağrısını desteklediklerini söyledi.

Continue Reading

GÜNDEM

“3-5 kişi çok zengin olacak diye, yüzde 90 yok oluyor”

Published

on

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, “3-5 kişi çok zengin olacak diye, yüzde 90’ın müthiş fakirleştiği, yok olma pozisyonuna geldiği günü, devlet gözü kapalı geçiremez” ifadelerini kullandı. Ada TV’de Nupelda Karabuğday’ın sorularını yanıtlayan Ürün Solyalı, bir an önce nüfus sayımının yapılması gerektiğine dikkat çekti.

Nüfus sayısıyla ilgili sözlerine başlayan Solyalı, söz konusu tarışmaları, “Espri konusu olmaya başlayan çok ciddi bir konu” olarak niteledi. Nüfusun “başbakana” göre mahrem olduğunun altını çizen Solyalı, “Burada Ersin Tatar başbakana bir gol atmış oldu. Sanırım kimse inanmadı. Giriş çıkışı durdursak 410 bin sayısı geride kalan bir sayı olur. Sadece 110 bin öğrenci var. 10 binlerce çalışma izinli çalışan var. Yatırım yapan yabancılar, ev alan yabancılar var. Bunları bile topladığımızda 300 binin üzerine çıkabiliriz” ifadelerini kullandı. Solyalı, Ersin Tatar’ın “Nüfusumuz 410 bin” açıklamalarının hiçbir dayanağının olmadığına da dikkat çekti. “Nüfusun hem sayısı hem yapısı bilinmeden, hiçbir politikayı bu ülkede kurgulayamazsınız” diye konuşan Solyalı, nüfusun sayısının ve yapısının bilinmeden hiçbir şeyin koordine edilemeyeceğini belirtti. Ürün Solyalı, “Bu ülkede kaç yabancı girişi vardır bir senede? Kaç öğretmene, sınıfa ihtiyaç vardır bilemeden nasıl eğitimi koordine edeceğiz?” diye sordu.

Nüfus sayımının derhal yapılması gerektiğine dikkat çeken Solyalı, bütçe kalemleri içerisinde nüfus sayımıyla ilgili bir öngörü göremediklerini kaydetti. Konuyla ilgili herhangi bir bütçelemenin de yapılmadığına dikkat çeken Solyalı, böyle bir niyetin olmadığının görüldüğünü vurguladı. “Nüfus politikanız yoksa, ne sağlığı ne de eğitimi koordine edebilirsiniz. Bütün alanlarda eksik kalırsınız” diyen Solyalı, “Nüfusunu bilmeden belediyeler katkı paylarını nasıl alacak?” diye sordu. Belediyelerin katkı paylarının 2010’daki sayılara göre ödendiğine işaret eden Solyalı, “Bugünkü aynı mı? Dört katı artan bir nüfus vardır belki de belediyelerde. İskele’de, Girne’de kat kat artış var. 15 sene önceki nüfus katkısıyla nasıl hizmet götürülecek? Nüfus verileri bağlamda da çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

Asgari ücretle ilgili de konuşan Solyalı, söz konusu durumun bir zincir olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi: “Bu zincir bir şekilde diğer alanları da etkiler. Devlet yaptığı artışın bir kısmını belli bir süre paylaşmak zorunda. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin zorda hissetmemesi için. Hayat pahalılığının da önlenmesiyle ilgili somut öneriler yapıyoruz ama neden umursamıyorlar anlayamıyorum. Hayat bu kadar pahalı olmuşken ve döviz karşısında hiçbir politikanız yokken, özellikle temel tüketim maddelerinde kar marjını sınırlandıralım. Mal ve Hizmetler Yasasını kullanalım.” Özel okul fiyatlarına da değinen Solyalı, fiyatların aşırı derecede arttığına işaret etti ve “Özel okullar zenginlerin gittiği yerler değildir. Özelde çalışan insanlar, tam gün eğitimden dolayı çocuklarını özel okullara vermek zorunda kalıyor. Çocuklarını okula gönderebilmek için kredi çekiyor insanlar. Birilerini batırmak derdinde değiliz ama 3-5 kişi çok zengin olacak diye, yüzde 90’ın müthiş fakirleştiği, yok olma pozisyonuna geldiği günü, devlet gözü kapalı geçiremez” ifadelerini kullandı.

Continue Reading
Advertisement

Facebook