Connect with us

SAĞLIK

Stersin sağlığa olumsuz etkileri

Published

on

Günümüz dünyasında stres iş, haberler ve özel hayat gibi birçok faktör nedeniyle giderek daha kolay ortaya çıkmaya başladı ve uzun vadede aşırı stres vücutta bazı istenmeyen etkilere neden olabiliyor.

Stres, günlük hayatı adeta işgal ediyor. Son yıllarda küresel  sağlık krizi, sosyal krizler, siyasi meseleler ve savaşlar büyük endişelere yol açtı.

Stres, organizmanın yeni, öngörülemeyen, saldırgan veya tehdit edici olarak deneyimlenen bir olaya, duruma uyum sağlamak için uyguladığı tüm fizyolojik ve psikolojik araçlar olarak tanımlanmaktadır. Stres aslında vücudun çevreye verdiği biyolojik tepkidir. Günlük kısıtlamalar ve saldırganlıklar karşısında vücudun normal bir reaksiyonudur ve birbirini izleyen üç aşamadan oluşan stres gelişiminin her aşamasında hormon salgılanması vardır.

Stresin birinci aşaması alarm aşamasıdır. Vücut stresi algıladığı an, beyne mesaj gönderilir, böylece beyin belirli duruma adrenalin (stres hormonu) salınımını tetikleyerek tepki verir. Bu, kalp atış hızının artmasına, kan damarlarının sıkışmasına ve nefes hızının artmasına neden olur ve buna avuç içi terlemesi, hızlı kalp atışı, hızlı nefes alma gibi belirtiler eşlik eder.
İkincisi direnme aşamasıdır. Stres devam ettiğinde, kortizolün (stres yönetim hormonu) üretimine ve kana salınmasına yol açan bir hormon üretimi başlar. Kortizol, stres uyaranlarına yanıt vermek için aktivitesi artan beyne, kaslara ve kalbe gerekli enerjiyi getirmek için kandaki şeker seviyesini artırır.

Üçüncü aşama tükenme aşamasıdır. Stres etkeni çok şiddetli olduğu veya stres çok uzun sürdüğü için vücut bunalır. Stres reaksiyonları etkisizdir ve hormon üretimi vücudu yorar. Kortizol her yerde bulunur ve normal serotonin ve dopamin (mutluluk hormonları) üretimini engeller. Dış yardım olmadan dengeye dönüş artık mümkün olmadığı için vücut bitkin hale gelir.

Yorgunluk, bağışıklık sisteminin bozulması, uyku bozuklukları, ruh hali değişimleri, baş ağrıları ve hatta konsantre olma ve akıcı konuşma sorunları, stresin belirtileridir.

Stresin sağlığa 17 olumsuz etkisi
Stres birçok nedenden dolayı ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda faydalı etkileri olabilse de, sonuçları uzun vadede olumsuzdur. işte stresin sağlığa olumsuz etkileri.

Ne kadar çok stres yaparsanız, o kadar hızlı yaşlanırsınız. Yaşları 20 ile 50 arasında değişen 100 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, ciddi bir kronik hastalığı olan bir çocuğu olan annelerin diğerlerine göre daha kısa telomerlere sahip olduğunu gösterdi. Telomerler, kromozomların sonunda yer alan ve uzunlukları hücrelerin ömrüyle bağlantılı olan DNA parçalarıdır (her hücre bölünmesiyle kısalırlar). Ayrıca stres serbest radikaller üretir ve oksidatif hasarı yani hücre ölümünü artırır.

Cilt problemleri

Stres durumunda yüzeysel kan damarları kanı deriden ziyade kaslara göndermeyi tercih eder. Cildin hemen altındaki damarlar kızarmaya, solmaya veya erken yaşlanmaya eğilimlidir. Aşırı kortizol üretimi durumunda sedef hastalığı, kurdeşen veya akne gibi cilt hastalıkları da ortaya çıkabilir.

Kilo alımı ve diyabet

Yüksek stresli zamanlarda, sağlıklı beslenme genellikle ikinci plana atılır. Hızlı, kötü, az veya çok fazla yemek yenilebilir. Stresle tetiklenen kortizol, beyne açlık sinyalleri gönderir ve kan şekerini yükseltir. Kronik stres hiç yemek yememe eğilimini tetikleyebildiği gibi endorfin üreten yağlı ve şekerli yiyecekler için iştahı da artırabiliyor. Bu durum tip 2 diyabete ve obeziteye yol açabiliyor.

Hafıza sorunları

Araştırmalar, artan kortizol üretiminin kısa süreli hafızanın beyindeki yeri olan prefrontal korteksteki sinapsları (nöronlar arasındaki bağlantıları) azalttığını göstermiştir. Kronik stres ayrıca bilgi işlemede yer alan nöronların sayısını azaltır ve yeni nöronların gelişimini engeller. Hatta hipokampüsü (hafıza üzerinde hareket eden bölge) köreltecek kadar ileri gidebilir.

Adet döngüsünün bozulması

Stres ayrıca adet döneminin geciktirmesine neden olabilir. Menstrüasyonu düzenleyen hormonların salgılanmasını beyinde bulunan hipotalamus belirler. Beynin bu küçük bölgesi strese karşı çok hassastır. Saldırıya uğradığını hissettiğinde (örneğin, aşırı çalışma veya işle ilgili kaygı nedeniyle) bozulur ve bazen adet döngüsünü bozabilir. Stres azaldığında her şey normale döner.

Stres, özellikle hamile kadınlar ve bebeklerinin sağlığı için tehlikelidir. Erken doğum risklerine ek olarak, anne stresini çocuğuna iletilebilir ve daha sonra anksiyete, depresyon, hatta kalp ve damar hastalıkları gibi çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu stres aktarımı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Sindirim sorunları

Kim önemli bir toplantıdan önce acil bir tuvalete çıkmas dürtüsü duymamıştır? Devam eden stresli bir olayla karşı karşıya kalan amigdala (duyguları yönetmekten sorumlu beyin yapısı) kontrolünü kaybedebilir ve genellikle sağlık ve özellikle sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu etkiler arasında ishale ve hatta bazen bağırsak iltihabına neden olan sindirim sorunları yer alır.

Kulak çınlaması

Kulak çınlaması stresle doğrudan bağlantılı olmasa da stresin tetiklediği durumların bir yan etkisi olarak ortaya çıkabiliyor. Stres, vücut ve kan dolaşımı tarafından hormonların salgılanmasını etkileyerek, iç kulağa oksijen tedarikinde azalmaya yol açıp kulak çınlamasını tetikleyebiliyor.

Strese bağımlı olma riski

Stres sadece sağlık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmaz. Özellikle adrenalin salgısı sayesinde, karmaşık durumlarda kendinizi daha verimli hissetmenize izin verir. Bu nedenle, aceleyle çalışırken daha verimli hissetmek yaygındır. Ancak, bu stres uzun vadede tehlikeli olabilir. Çünkü performansını artırmaya devam etmek için gerçekten strese bağımlı olma riski varsa bu durum vücudu yorar.

Kalp ve damar hastalıkları gelişimi

Tekrarlayan stres, bağışıklık sistemi üzerinde yıkıcı etkilere yol açar ve ciddi kalp ve damar hastalıklarını tetikleyebilir. Etkisi altında kalp daha hızlı atar, kan damarları daralır ve kan yoğunlaşır, bu da dolaşımı zorlaştırır.

Saç sorunları

Ne kadar gergin ve stresliyseniz, kafa derisi o kadar hassas ve kaşıntılı olur ve dökülmeler görülebilir. Kan, stres zamanlarında saçları daha az besler ve bu da onları zayıflatır. Kafa derisi kaşınabilir, ağrılı olabilir, tahriş görülebilir. Saç beyazlaşır, büyümesi yavaşlar, bu da saç dökülmesine neden olabilir.

Uykusuzluk hastalığı

Stres, anksiyete ve depresyon uykusuzluğun en yaygın nedenleridir. Beyindeki uyku merkezi aşırı stres durumunda vücudun hayatta kalma şansını artırmak için uyarı moduna girer. Bu, gerçek bir tehlike durumunda faydalı olabilir, ancak sadece uyumaya çalışıyorsanız problemleri artırır. Uykusuzluğun kendisi stres düzeyini artırır ve bu bir kısır döngüdür.

Azalmış cinsel istek ve doğurganlık

500 kadının stres durumunu inceleyen ve her birinin hamile kalması için gereken zamanı gözlemleyen bir araştırmada, kortizol ve alfa-amilaz (özellikle psikolojik stres durumunu temsil eden bir enzim) düzeyleri ölçüldü. Sonuç, stresli kadınların her ay hamile kalma olasılığı yüzde 29 daha az olarak bulundu.

Erektil disfonksiyon

Erkeklerde stres, libidoda düşüş ve sertleşme sorunlarına neden olabilir. 18 yaş ve üzeri 2 bin kişi arasında yürütülen yakın tarihli bir araştırmaya göre, düzenli olarak sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin yüzde 33’ünün sıklıkla stresli olduğu ortaya çıkmıştır.

Midede ağrılı yanma hissi

Sindirim sistemi stresten büyük ölçüde etkilenir. Stres durumunda yemek borusu asitliğe daha duyarlı hale gelir ve alt yemek borusu sfinkteri (mide ile bağlantıyı kapalı tutan) zayıflar. Araştırmalar, reflü yaşayan kişilerin yüzde 60’ının stresi bu hoş olmayan rahatsızlıklar için tetikleyici bir faktör olarak kabul ettiğini belirlemiştir.

Bağışıklık sisteminin bozulması

Stres bağışıklık sistemini zayıflatır. Stres ve bağışıklık sisteminin zayıflaması arasındaki bağlantı oldukça güçlüdür. Vücutta bağışıklık hücreleri dahil birçok hücre yüzeyinde stres hormonları, adrenalin ve noradrenaline özgü reseptörler vardır. Bu reseptörler kronik stres durumunda aşırı duyarlı hale gelebiliyor ve farklı durumları stres hormonları gibi algılayabiliyor. Bu durum bağışıklık üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip oluyor.

Kas tonusu bozuklukları

Uzun ve yoğun bir stres dönemi yaşadıktan sonra sırt ve boyun gibi vücudun belirli bölgelerinde kas ve eklem ağrıları ortaya çıkabilir. Bu ağrıların yoğunluğu ve süresi değişir ve sinir sisteminin kendisini tehlikeye karşı savunmak için vücuda gönderdiği adrenalinin aşırı yüklenmesiyle açıklanır. Gergin, kaslar daha sonra ağrılı hale gelir.

Advertisement

SAĞLIK

Kansere karşı devrim niteliğinde virüs tedavisi: İnsan denemeleri olumlu sonuç verdi

Published

on

İngiltere’de bilim insanları, kanderli hücreleri yok etmek için uçuğa yol açan “herpes simplex” virüsü kullanılarak geliştirilen yeni tedavi, ilk klinik deneylerde başarılı sonuçlar verdi. Bir hastanın kanseri yok olurken, diğer deneklerin tümörleri küçüldü.

İngiltere’de geliştirilen yeni bir tedavi yöntemi uçuğa neden olan bir virüsün (herpes simpleks) tümörleri öldürmek için modifiye edilerek zayıflatılmış bir şeklinin kanser hastalarına verilmesiyle uygulandı.

Londra’dan 39 yaşındaki bir inşaatçı olan Krzysztof Wojkowski, Royal Marsden NHS Foundation Trust’taki Kanser Araştırmaları Enstitüsü tarafından yürütülen, birinci aşama klinik demelerine katılan insanlardan biri oldu..

“BAŞKA SEÇENEĞİM YOKTU”

Wojkowski’ye 2017 yılında tükürük bezi kanseri teşhisi kondu. Ameliyat ve diğer tedavilere rağmen, kanseri büyümeye devam etti.

BBC’ye konuşan Wojkowski, “Bana başka seçeneğim olmadığı söylendi ve yaşam sonu bakımı alıyordum. Yıkıcıydı, bu yüzden ilacın denemelerine katılmaya karar verdim” dedi.

Uzmanların bildirdiğine göre, normalde uçuklara neden olan herpes virüsünün özel olarak değiştirilmiş bir versiyonu olan virüs tedavisi  Wojkowski’nin kanserini tamamen temizledi.

Wojkowski, “Beş hafta boyunca iki haftada bir, kanserimi tamamen yok eden iğneler oldum. İki yıldır kansersizim” dedi.

ÇALIŞMA NASIL YAPILDI?

Diğer taraftan araştırmacılar,  doğrudan tümöre yapılan enjeksiyonların kansere iki şekilde saldırdığını söyledi. Bunlardan ilki, zayıflatılmış virüsün  kanserli hücreleri esir alıp patlatmasıyla, ikincisi ise bağışıklık sistemini harekete geçirerek gerçekleşiyor.
Yaklaşık 40 hasta, denemenin bir parçası olarak tedaviyi denedi. Bazılarına RP2 adı verilen virüs enjeksiyonu kendi başına verildi. Diğerleri de nivolumab adı verilen başka bir kanser ilacı aldı.

Fransa’nın Paris kentinde düzenlenen bir tıp konferansında sunulan bulgular şunları gösterdi:

-Wojkowski dahil sadece RP2 verilen dokuz hastadan üçü tümörlerinin küçüldüğünü gördü.

-Kombine tedavi gören 30 kişiden 7’si yöntemden fayda gördü.

-Yorgunluk gibi yan etkiler genellikle hastalarda hafif seyretti.

Baş araştırmacı Prof. Dr.  Kevin Harrington görülen tedavi yanıtlarının, yemek borusu kanseri (yemek borusu) ve nadir görülen bir göz kanseri türü de dahil olmak üzere birçok kanserde “gerçekten etkileyici” olduğunu söyledi.

 

Harrington, “Erken aşamadaki klinik çalışmalarda bu kadar iyi yanıt oranları görmek nadirdir, çünkü bu demelerin birincil amacı  tedavi güvenliğini test etmektir.  Klinik denemeler mevcut tedavilerin artık çalışmadığı çok ileri kanserli hastaları içeriyor. Artan sayıda hastayı tedavi ederken fayda görmeye devam edip etmeyeceğimizi görmek istiyorum” diye konuştu.

Continue Reading

SAĞLIK

Alerjik hastalıklar iklim değişikliği ile yaygınlaşıyor

Published

on

İklim değişikliği 21. yüzyılın başından itibaren en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor.

İklim değişikliği 21. yüzyılın başından itibaren en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Atmosferik sera gazlarındaki artışa bağlı olarak yerkürede ısı artışının ortalama 1,5 derece arttığı biliniyor. Küresel ısınma sonucunda alerjik rinit ve astım gibi alerjik hastalıkların sıklığında da bir artış gözleniyor. Doç. Dr. Ayşe Bilge Öztürk, alerjik hastalıklar ve iklim değişikliğinin bu hastalıklara etkisi hakkında bilgi verdi.

Alerji, çevrede ve doğada bulunan ve normalde zararsız olan maddelere karşı bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı duyarlılık reaksiyonlarıdır. Bu reaksiyonlar hafiften şiddetliye kadar çeşitli şekillerde olabilir. Alerjiler çok küçük yaşlarda ya da sonradan ortaya çıkabilir. Alerji, alerjen türüne bağlı olarak kişide farklı reaksiyonlara neden olmaktadır. Solunum yolları, gözler, cilt, sindirim sistemi etkilenebilmektedir. Alerjik hastalıklarda alerjenlerden kaçınmak en önemli korunma yöntemlerinden birini oluşturmaktadır.

İklim değişikliği polen sezonunu uzatıyor

Küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişikliği bitkilerin daha erken ve daha uzun süreli polen üretmesine neden olmaktadır. Polen mevsiminin uzaması alerjenlere daha fazla maruz kalmaya ve daha çok etkilenmeye sebep olmaktadır. Ayrıca iklim değişikliği, polen gibi alerjenlerin yapısını da değiştirerek alerjik hastalıkların sıklığını ve alevlenmesini artırmaktadır. Yapısı değişen bu alerjenler hastalık oluşturma potansiyeli daha yüksek hale gelmektedir.

Örneğin hiç alerjisi olmayan bir kişide alerji gelişmesini ya da sadece alerjik riniti olan birinde astım gelişmesini sağlayabilmektedir. İklim değişikliği ile birlikte yeni bitki türleri de dünyada yayılmaktadır. Bu bitkiler daha dirençli, sürekli polen üreten, yayılmacı türlerdir. Polen alerjileri bu nedenle gelecekte mevsimsel olma özelliğini yitirebilecek ve polen sezonu uzadığı için hastaların yakınmaları yıl boyu gözlenebilecektir.

Fırtınalar ve seller sonucu alerjenler çok daha fazla yayılıyor

İklim değişikliğine bağlı gelişen fırtınalar ve kasırgalar polenlerin parçalanmasını, uzak mesafelere taşınmasını ve astımlı hastaların fırtınalı günlerde yoğun polene maruz kalmalarını sağlayabilir. Polenler parçalandıktan sonra boyutları küçülecek ve kolaylıkla hava yollarına yerleşecektir.

Bu yoğun maruziyet fırtınalı günlerde astım ataklarına sebep olabilir. Yine iklim değişikliğine bağlı gelişen seller dolayısıyla evlerde ve atmosferde küf yoğunluğunun artacağı da tahmin edilmektedir. Küf miktarı fırtınalar sonrası bir yıl gibi uzun bir süre ev içinde yüksek kalabilmektedir. Ev içinde küf yoğunluğunun artması da astımlı ve alerjik rinitli hastalarda alerjik şikayetlerin artışı anlamına gelmektedir.

Toz ve kum fırtınaları astım ataklarını tetikliyor

Küresel ısınma sonucu artan kuraklığa bağlı olarak çölleşme giderek artmaktadır. Çölleşme sonucu kum ve toz fırtınalarının görülmesi beklenmektedir. Kum fırtınalarının içindeki çeşitli alerjenler ve partiküllere maruziyet astım hastalarında hastalığın daha kötü etkilenmesine sebep olacaktır. Kum fırtınalarının olduğu günlerde astıma bağlı acil başvurularının artacağı düşünülmektedir. İklim değişikliğindeki artış farklı böcek türlerinin ortaya çıkmasına ve buna bağlı sokulmalara da neden olabilir. Bu da arı ve diğer böcek alerjilerinde bir artış olacağı sonucunu doğurmaktadır. İklim değişikliğine karşı önlem alınması şart İklim değişikliği, çevre kirliliği gibi etkiler var olan hastalıkların artmasına ve daha çok insanın hastalanmasına zemin hazırlamaktadır. İklim değişikliğine bağlı olarak alerjik hastalıkların sıklığının artması ve astım salgınları beklenmektedir. İklim değişikliğini önleyici faaliyetlerin uygulanması doğa ve insan sağlığını koruyarak alerjik hastalıklar gibi çeşitli hastalıkların sıklığının azalmasını sağlayabilir.

Continue Reading

SAĞLIK

Araştırma: Düzenli fiziksel aktivite COVID-19 riskini azaltabilir

Published

on

Yeni bir araştırma, düzenli egzersizlerin koronavirüste hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltabileceğini ortaya koydu.

British Journal of Sports Medicine’da yayımlanan araştırmaya göre, günde 20 dakikalık düzenli fiziksel aktivite, koronavirüse karşı fayda sağlayarak kişilerin ciddi şekilde hasta olmalarının önüne geçiyor.

Araştırma sonuçları, haftalık toplam 150 dakika orta-yoğunlukta ya da 75 dakika yoğun çalışmanın en iyi korumayı sağladığını gösteriyor.

Uzmanlar, düzenli egzersizlerin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkisini biliyor.

Düzenli fiziksel aktivitenin, koronavirüsün obezite ve tip 2 diyabet gibi hastalıklara neden olma riskini azalttığına da dikkat çekiliyor.

Araştırmacılar öte yandan, analizin sınırlılığı nedeniyle bulguların dikkatli şekilde yorumlanması gerektiğini belirtiyor.

Continue Reading

Facebook