Connect with us

GÜNDEM

Özersay: Tek çıkış yolumuz sandığa giden seçmen sayısını artırmak

Published

on

Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay “İnsanımızın ciddi bir geçim sıkıntısı var, elde avuçta ne varsa hızla eriyor, siyaseti takip edenlerin sayısı da siyasetten umudu olanların sayısı da giderek azalıyor ve sonuçta sandığa katılmayanların, oy kullanmayanların oranı da giderek artıyor. Özellikle menfaate dayalı olarak siyaset yapanların, irademizi teslim edenlerin siyasetteki etkisini kırmak için tek çıkış yolumuz sandığa giden seçmen sayısını artırmak ve katılım oranı yüksek bir seçimdir. Bu ülkenin kaderi sandığa katılım oranını artırabilirsek değişir ve bu kısır döngü o zaman kırılır. Aksi halde bugün Meclis’te var olan tıkanmış siyasi aritmetik tekerrür eder ve bu kısır siyasi tartışma ekseninde insanların seçimlere de devlete de inancı kalmaz” dedi.

Bu şartlarda vatandaşın esas derdinin fakirleşme ve alım gücünün erimesi olduğunun altını çizen HP lideri Özersay, “İnsanlar yaz döneminde ödeneksiz izin alıp Rum tarafında çalışmanın yolunu aramaya başladı. İnsanlar artık daha az benzin parası vermek için işlerinden ayrılıp daha az benzin harcayacakları, iki gün işe gidecekleri işlere girmeye yöneldiler. Tanımadıkları insanların aracını kullanmak için internete telefon numaralarını yazıp masrafı bölüşme noktasına geldi. Kredi kartları ve diğer borçları ödeyemeyenlerin aile içi huzuru kalmadı. Bu durum boşanmaları da tetikleyecek. Bütün bunlar olurken vatandaş mecliste ne karar alındığına bakacak durumda değildir. Bizi bekleyen en büyük tehlikeye bir sonraki seçimde katılım oranının %50’lerin de altına düşecek olmasıdır. Çıkış yolumuz irademizi temsil edecek derken teslim eden gayrimeşru yapılardan uzaklaşmaktır. Koltuğunu düşünenlerin değil ülkeyi düşünenlerin Meclis’teki gücünü artıracak şekilde sandığa gitmeyenleri ikna edip katılım oranını artırmaktı. İnsanlar artık siyasi haberleri bile takip etmiyor” açıklamasını yaptı.

“DAHA KÖTÜSÜNÜN OLMASINI İSTEMİYORSAK BUGÜN YAŞANANLARI SİNEYE ÇEKMEMEK GEREKİRDİ”

Sine-i millet kararına da değinen Özersay, bunun kişisel bir tercih değil Halkın Partisi’nin siyasi bir duruşu bir kararı olduğunu vurguladı: “Mecliste kalmak, yanlış olan şeyleri sineye çekmek ve normalleştirmek anlamına geliyordu. Parti Meclisi bu dönemde mecliste kalmayı doğru bulmadı. Kuruluşu meşru olmayan bir hükümet varken, Türkiye’yle birbirini tanıyan iki devlet arasındaki ilişkide hiç olmaması gereken bir hal ortaya çıkmışken, Anayasa maddeleri ayaklar altına alınırken Meclis’te normal bir hükümet-muhalefet ilişkisi gerçeklere göz kapamak anlamına gelirdi, üstelik Meclis’te bu türden bir ilişki maalesef meşru olmayan hükümeti meşrulaştırmak, kanıksamak, normalleştirmek anlamına gelecekti. Öyle bir durumda yarın çok daha kötüsüyle karşılaşabiliriz. Yarın irade, demokrasi ve devletin itibarı açısından daha kötüsünün olmasını istemiyorsak bugün yaşanmakta olanları sineye çekmemek gerekirdi. Asıl görülmesi gereken ve tepki gösterilmesi gereken de budur zaten.”

“GEÇMİŞTE NEREDEYSE TÜM PARTİLER SİNE-İ MİLLET KARARI ALDI” 

Geçmişte Kıbrıs Türk siyasi tarihinde diğer partilerin de sistemin tıkandığını, demokrasiye ve iradeye müdahale edildiğini düşündüklerinde ya da seçimi zorlamak maksadıyla sine-i millet kararı aldıklarını da hatırlatan Özersay “O örneklerde de vekillikten istifa etmek istemeyen ya da parti kararına aykırı davrananlar oldu ama bahse konu vekiller partilerinden istifa etmişlerdi. Hem partide kalıp hem de partinin kararına uymayacağım diyen bir vekil örneği anımsamıyorum” diye konuştu.
Halkın Partisi’nin iki milletvekilinin sine-i millet kararı konusunda görüş ayrılığının olmasının normal olduğunu söyleyen Özersay, “Ancak bir parti kararı söz konusu olduğunda görüş ayrılığı olsa da herkesin uyması zorunludur, kimseye muafiyet verilmesi söz konusu olmaz, bazı vekillerin ayrıcalıklı bir konumda olması ve karara uymaması diye bir şey mümkün değildir” dedi. Özersay, “Başından beri kimse kendini partinin üzerinde görmemeli, partinin aldığı karara herkes uymalı vurgusu yaptık. Benim gibi diğer iki arkadaşım da bağımsız aday olarak değil, Halkın Partisi’nden aday olarak seçildiler. Dolayısıyla parti kararına uymak zorunluluktu. Maalesef karara uyulmadığı için disiplin süreci başlatıldı ve bu süreç şu anda devam ediyor. O nedenle bu konuda fazla da bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum, sürecin tamamlanmasını beklemek gerekir” ifadelerini kullandı.

“DEVLETE İNANMAK SÖZDE KALMAMALI, DEVLETİN İTİBARI MUTLAKA KORUNMALI”

Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay “Türkiye’yle aramızda ekonomiden öte tarihsel, duygusal, varoluşsal bir ilişki var. Bizi tanıyan, müttefikimiz olan tek devlet. Aramızda bir kardeşlik ilişkisi var. Belli eşiklerde Türkiye’nin verdiği destek olmasaydı, burada bir devlet olmayabilirdi. Bu anlamda Türkiye’ye müteşekkiriz ama şu andaki ilişki bunları yansıtan bir ilişki değildir. Sağlıksız bir durumdur. Bir an önce ilişkiler sağlıklı bir zemine getirilmelidir. Bunu tek taraflı yapamayız. Devlete inandığını söyleyenlerin bu devletin itibarını yok saymalarını biz kabullenemiyoruz. Devlete inanmak sözde kalmamalı, samimi olsalar devletin itibarını korumaya çalışırlardı, oysa genel görüntü bu ülkedeki makam ve menfaat düşkünü çürümüş siyasi anlayışın devletin itibarını sürekli yerle bir ettiğidir” diye konuştu.
Özersay sözlerine şöyle devam etti: “Hem Türkiye’nin hem buradaki hükümet ve muhalefetin bir ortak paydada buluşup ilişkileri baştan aşağıya gözden geçirmesi gerekir. Şu anki durum sürdürülebilir değildir ve KKTC’ye de Türk dış politikasına da zarar veren bir noktadadır. Türkiye’nin bunca zamandır savunduğu tezlere halel getirebilecek, Kıbrıs Türkü’nün bugüne kadar savunduklarına da zarar verebilecek bir durumdur. Eminim bu duruma bakıp en fazla haz duyan Kıbrıs Rum Liderliği’dir. Rumların bize yönelik küçük düşürücü ithamlarını haklı çıkaracak ilişki biçimlerinden uzak durmalıyız.”

Advertisement

GÜNDEM

“7.5 Milyon Euro’nun karşılığında ne verildi?”

Published

on

İş insanı Zeki Ziya, ülkede tartışma konusu olan “Mavi Girne Havayolu” hakkında “KKTC’ye yüzde 25 hisse verilmiştir. 30 milyonluk bir şirketten 7,5 milyon Euroluk bir karşılıktır. Bu hisse neye karşılık verildi? Bunun açıklanması topluma bir borçtur” dedi

 

 

 

 

İş insanı Zeki Ziya, Gündem Kıbrıs Web TV’de Çiğdem Aydın’a çok önemli açıklamalarda bulundu…

Kıbrıslı Türk İş insanı Zeki Ziya, son günlerde tüm ülkenin tartıştığı “Milli havayolu Mavi Girne Havayolu” hakkında görüşlerini dile getirdi.

Ziya, “Mavi Girne Hava yolu hakkında yapılan açıklamalar yeterli değildir. Milli kelimesinin tanımının ne olduğunu sormak lazım. Mevcut şirketler milli değil mi? Öncelikle bu milli tanımından vazgeçmek gerekiyor. Bir havayolu şirketinin hangi ülkenin havayoluna kaydı varsa o ülkenin havayoludur. Türkiye Cumhuriyetinin diğer havayolu şirketleri gibi bu da Türkiye’nin şirketidir. Bu ancak bir iştirak olarak tanımlanabilir bunun başka bir açıklaması yoktur. Eğer buradan bir hisse alıyorsanız bunun iştiraki olur. Yapılan açıklamalara göre KKTC’ye yüzde 25 hisse verilmiştir. 30 milyonluk bir şirketten 7,5 milyon Euroluk bir karşılıktır. Bu hisse neye karşılık verildi? Bunun açıklanması topluma bir borçtur” dedi.

Ziya, “Bu ülkeye yeni havayolu şirketleri kesinlikle girmelidir. Rekabetin artması uçak bileti fiyatlarına yansır ve bu sonrasında topluma yansır. Rekabet bu topluma fayda sağlar ama rekabet ortamı yaratırken birine ayrıcalık tanımamak gerekir” ifadelerini kullandı.

Havacılık sektörünün çok büyük yatırımlar gerektirdiğinin altını çizen Kıbrıslı Türk iş insanı Zeki Ziya, “Piyasadaki oyunculardan biri senin şirketini yönetecekse bu iş olmaz. Bir şirketin kurulup devam etmesi için 2 yıllık zarar finansman kaynağını da belirlemeniz gerekir. Daha önce bizim iş insanlarımız bir şirket kurmaya niyetlendi ancak THY yöneticileri ile yapılan toplantıda dediler ki 2 yıl 65 milyon dolar zarar bütçesi olması gerekir.  Bunu duyunca çil yavrusu gibi dağıldılar. Şimdiki şirket de sıfırdan girecek ve piyasada yer sağlamak için mücadele edecek. Şirketi başlatmak için harcayacağınız para 30 milyon Euro civarında bir paradır. Bu işin devamı için eşit şartlarda mücadele edecekseniz eğer 150-200 milyonluk Euroluk bir zarar bütçesini karşılamanız gerekir. Eğer yüzde 25 bir hisseniz varsa, bu da 50 milyon Euro’luk bir ücrete denk gelir. Devlet olarak bunu nasıl ödeyecekseniz? Eğer siz bu şirkete bir ayrıcalık tanırsanız, piyasadaki diğer şirketler rekabet kuruluna gider” uyarısında bulundu.

‘Kaynak yok’ söylemlerini eleştiren Zeki Ziya, inşaat sektöründen çarpıcı bir örnek verdi, ‘tek bir şirketin devlete olan vergi borcu 45 milyon sterlindir’ dedi.

Ziya şöyle devam etti:

” ‘Bizim bütçe açığımız var’ diyorlar. Sadece satılan malların tapularından alacakları harçlar, bütçe açığını 10 katıyla karşılar. Bu ülkede şirket vardır, bölgesinin en büyük satıcılarındandır. 7- 8 bin konut satmıştır, 2 bin tanesinin borcu bitmiştir, Buna rağmen bırakın tapu vermeyi, tapu vermek için müracaatı yoktur Tapu Dairesi’ne. Bunun hesabını yaptım verdim. Tek bir şirketin 2 bin konut üzerinden devlete ödemesi gereken tapu harcı, KDV ve stopaj olarak borcu 45 milyon sterlindir. Adam devlete ödemediği 45 milyonla adayı satın almaya çalışır ve Kıbrıslı değildir bu insanlar. Sonradan vatandaşlık verilmiş başka ülke vatandaşlarıdır. Bu başlı başına bir konudur. Müteahhitlerin kendi hesaplamaları tüm herşey toplandığında 950 milyon sterlin civarındadır. Sizin bütçeniz nedir? Sizin paranız orada durur ne almıyorsunuz? Ülke uçar bu paralarla. Ama ülke alacağına sadece şahıslar uçar. Alın size kaynak, hadi hodri meydan.”

Continue Reading

GÜNDEM

3 Yasa tasarısı geri çekildi

Published

on

Cumhuriyet Meclisi gündemine sunulan ve Resmi Gazete’nin 23 Eylül tarihli sayısında yayımlanarak halkın bilgisine getirilen üç yasa tasarısı geri çekildi.

Resmi Gazete’nin dünkü duyuruya göre Vergisi (değişiklik) Yasa Tasarısı, Şans Oyunları Vergisi (Değişiklik) Yasa Tasarısı ve Şans Oyunları (değişimlik) Yasa Tasarısı Başbakanlığın 24 Eylül 2022 yönetmeliği ile İçtüzüğün 88’inci üzerinden geri çekim görüntüleri.

Continue Reading

GÜNDEM

Tatar: KKTC’nin gelişmesi için çalışmalar sürüyor

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Azerbaycan Strateji ve Ekonomi Kulübü Başkanı Koray Bozat ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Tatar, kabulde yaptığı konuşmada, her türlü temasların artması ve bağların gelişmesi yönünde Türkiye Azerbaycan Strateji ve Ekonomi Kulübü tarafından yapılan çalışmaları takdir ettiğini belirtti.

Tatar, “üç devlet bir millet” anlayışıyla KKTC’nin mücadelesini sürdürdüğünü ifade ederek, Anavatan Türkiye’nin katkılarının önemine ve New York’taki BM Genel Kurulu’nda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’nin tanınmasına yönelik yaptığı tarihi konuşmasına değindi.

Devlet kurmanın ve yaşatmanın Rum-Yunan zihniyetin engellemelerine rağmen önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve her alanda verdiği desteğin önemine vurgu yaptı.

“Mücadelemizi daha ileriye taşımak için gönül bağımız olan Türk Devletler Teşkilatı’nın üyelerinin ve Türk devletlerinin desteğini almak bizim için çok önemlidir” diyen Tatar, Doğu Akdeniz’de bir Türk devleti olan KKTC’nin gelişmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

– “Azerbaycan ile daha yakın ilişkiler içinde olmak ve münasebetlerimizi geliştirmek en büyük temennimizdir”

Cumhurbaşkanı Tatar şunları kaydetti:

“Biz, ayrı halkı, toprak bütünlüğü, sınırları ile ayrı bir devletiz. Devlet olmanın bütün koşullarını yerine getiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti bizi resmi olarak tanıyor. Bu, bizim için çok değerlidir. Bu anlayışla mücadelemizi sürdürürken Azerbaycan ile daha yakın ilişkiler içinde olmak ve münasebetlerimizi geliştirmek en büyük temennimizdir”.

Cumhurbaşkanı Tatar, Karabağ meselesinde Kıbrıs Türklerinin gönlünün Azerbaycan’ın yanında olduğunu anımsattı.

– Cumhurbaşkanı Tatar’a, 5. Türkiye Azerbaycan Kardeşlik Ödülleri Gecesi’ne  davet

Türkiye Azerbaycan Strateji ve Ekonomi Kulübü Başkanı Koray Bozat ise, düzenledikleri uluslararası organizasyonlar hakkında Tatar’a bilgi verdi ve 23 Kasım tarihinde İstanbul’da “üç devlet bir millet” anlayışıyla birlik ve beraberliğin ileriye götürülmesi hedefiyle 5. Türkiye Azerbaycan Kardeşlik Ödülleri Gecesi’ne Cumhurbaşkanı Tatar’ı davet etti.

Continue Reading

Facebook