Connect with us

GÜNDEM

Arter: Maraş’ın açık bölümünde bu yıl yeni bir plaj açılmadı

Published

on

Gazimağusa bölgesinde yer alan ve kademeli açılma süreci 8 Ekim 2020’de başlayan Maraş bölgesinin açık bölümlerinde Gazimağusa Belediyesi tarafından çalışmalar devam ederken, geçen yıl açılan plaj bölgesinde de düzenlemeler yapıldı.

Ekim 2020’de açılım süreci başlayan ve Temmuz 2021 itibarıyla da ikinci aşamaya geçilen Maraş’ta şu ana kadar yüzde 3,5’lik bölüm, askeri bölge statüsünden çıkarılarak sivilleştirildi.

Bu kapsamda geçen yıl yaz sezonunun başında Maraş’ın kamuya açık bölümünde bulunan ve toplam uzunluğu 800 metreden fazla olan iki plaj halkın kullanımına sunulurken, bu bölgedeki düzenlemeler devam ediyor.

Maraş’ın giriş kapısı yakınında bulunan ve “1 numaralı plaj” olarak adlandırılan bölgede Gazimağusa Belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapıldı. Alana şezlonglar ile şemsiyeler yerleştirildi ve cankurtaranlar görevlendirildi.

Gazimağusa Belediye Başkanı İsmail Arter, plaj bölgesinde bu yıl yapılan çalışmalarla ilgili AA muhabirine bilgi verdi.

Maraş’ta açılım sürecinin başlamasının ardından belediyenin çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Arter, “1 numaralı plaj da geçen yıl kullanılan bir yerdi ancak istediğimiz düzenlemeyi yapmamıştık. Orada bir temizlik gerekiyordu. Orayı şu an temizledik, geçen sene olmayan şezlong ve şemsiyeleri bu yıl düzenleyerek, insanların diğer plajları da kullandığı gibi kullanılır hale getiriyoruz.” dedi.

Arter, Maraş’ın açık bölümünde bu yıl yeni bir plajın açılmadığını vurgulayarak, bölgede kamuya ait bölümlerde ağaç dikimi, peyzaj çalışmaları ve temizlik çalışmalarının sürdüğünü, bölge için ne gerekiyorsa yapılmaya devam edeceğini kaydetti.

Kıbrıs Rum kesiminden Maraş açılımı ve bölgedeki düzenlemelere ilişkin tepkilere değinen Arter, Rumların tepki göstermek yerine masada Kıbrıs konusunun müzakere edilecek bir ortamın oluşturulması için uğraş vermesinin daha doğru olacağını da söyledi.

Arter, ziyaretçilerin talebi karşısında da yeni düzenlemelerin yapılacağın da sözlerine ekledi.

Maraş içerisindeki “2 numaralı plaj” olarak anılan bölgede de geçen yıl düzenlemeler yapılmıştı.

Bölgeyi ziyaret eden KKTC vatandaşı Ahmet Çakıcı, “Maraş’ı gezmenin güzel bir duygu olduğunu, böyle bir yerin kapalı kalmasının anlamsız, turizme kazandırılmasının doğru olduğunu” söyledi.

Türkiye’den KKTC’yi ziyarete gelen Erdal Kalaycı, “Maraş’ın mükemmel bir yer olduğunu söyleyerek, açılım kararının da doğru olduğunu” belirtti.

Kalaycı, Maraş’ta yaşayan eski sakinlerin de evlerine dönmesinin de önemine değinerek, “Maraş’ın açılmasıyla çok iyi bir adım atılmış, bunu yapanları tebrik ediyorum.” dedi.

Destine Kahraman ise Maraş’ın halka açılmasının ve yeni düzenlenen plajın da “ziyaretçiler açısından iyi olduğunu” söyledi.

– Salgın sürecine rağmen Maraş’a ilgi yoğun oldu

Maraş, bu süreçte salgın koşullarına rağmen çok sayıda yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edildi.

AA muhabirinin yetkililerden elde ettiği bilgiye göre, açılım sürecinin başlamasıyla 485 bini aşkın yerli ve yabancı turist Maraş’a ziyarette bulundu.

Bu süreçte “Hayalet Şehir” olarak da anılan Maraş’ta atılan adımlar, bölgenin çehresini değiştirdi.

Türkiye’nin de desteğiyle Gazimağusa Belediyesi ziyaretçilerin hoş zaman geçirmelerini sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak için büfeler ve bisiklet kiralama noktasını hizmete sundu.

Belediye tarafından bölgeyi ziyaret edenlerin plaj bölgesine ulaşımını kolaylaştırmak maksadıyla 19 Haziran 2021’den itibaren ziyarete açık bölgedeki yol güzergahında otobüs ile ring servisi yapılmaya başlandı.

Öte yandan, Gazimağusa Belediyesi tarafından Demokrasi Caddesi üzerinde bulunan eski Belediye Parkı (çay bahçesi) ve içindeki tesisler yenileme çalışmaları tamamlanarak 20 Temmuz 2021’de hizmete sunuldu.

Maraş bölgesinde bulunan ve restorasyonu tamamlanan Bilal Ağa Mescidi de 20 Temmuz 2021’de ibadete açıldı. 47 yılın ardından yeniden açılan Mescitte, 23 Temmuz 2021’de ilk cuma namazı kılındı.

Çevre ve peyzaj düzenlemeleri de yapılan bölgenin açılan bölümlerinde bazı sosyal etkinlikler de yapılıyor. Bu süreçte, çeşitli STK’ler tarafından da bölgeye ziyaretler gerçekleştirilirken, birtakım sportif faaliyetler de düzenlendi.

Bölgeye turlar düzenleniyor, kafileler rehberler eşliğinde bölgeyi geziyor ve bilgi alıyor.

Maraş, yaz döneminde 08.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

– Rum kesiminin Maraş’la ilgili açıklamalarına KKTC’den tepki

KKTC’de Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Kapalı Maraş’a ilişkin dünya kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalarını sürdürmesine tepki gösterdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Kapalı Maraş’ın KKTC toprağı olduğunu ve Kapalı Maraş ile ilgili tek yetkinin de KKTC hükümetine ait olduğunu bir kez daha kayda geçirmekte yarar görmekteyiz. KKTC hükümeti, GKRY’nin iddia ettiği gibi Kapalı Maraş’ta yeni bir plaj açılması kararı almış olmayıp, halihazırda kullanıma açık bir plajda başta güvenlik olmak üzere, plajı kullananların yararına birtakım iyileştirme çalışmaları başlatmıştır.” ifadelerine yer verilmişti.

KKTC makamlarının, Maraş’ta atılacak adımlar konusunda başta Rum tarafı olmak üzere hiçbir merciden icazet almayacağı vurgulanan açıklamada, “Dünyada daha önemli birçok konu dururken, GKRY’nin gerek BM gerek diğer bölgesel ve uluslararası kuruluşları yanıltmak suretiyle meşgul etmesi büyük bir sorumsuzluk göstergesidir.” değerlendirmesinde bulunulmuştu.

– Maraş açılımı

KKTC’de 18 Haziran 2019’daki Bakanlar Kurulu toplantısında, 1974’ten bu yana kapalı olan Maraş’ın açılması konusunda adımların atılması ve uzman ekiple bilimsel envanter çalışması yapılması kararı alınmıştı.

KKTC sınırları içerisindeki Maraş’ın kamuya ait Demokrasi Caddesi ile sahil kısmının bir bölümü 8 Ekim 2020’de açılmıştı.

Bakanlar Kurulu kararıyla 12 Temmuz 2021’de Maraş açılımının ikinci aşaması kapsamında bir bölge daha askeri olmaktan çıkarıldı ve böylece Maraş’ın yüzde 3,5’lik kısmı sivilleştirildi.

Türkiye ve KKTC makamları, Maraş’ta taşınmazı olan Rumlara ve diğer vatandaşlara, Taşınmaz Mal Komisyonuna başvuru yapmaları çağrılarını yineliyor.

Gelecekte eski sakinlerinin de bölgedeki mülklerine dönmesiyle Maraş’ın tamamının Türk yönetiminde açılması hedefleniyor.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

Işık Kitabevi Haftanın İlgi Gören-Okunan Kitapları (29 Kasım – 6 Aralık)

Published

on

Haftanın İlgi Gören – Okunan Kıbrıs Kitapları:

  • Barış Mezarlığı (Rumca – Türkçe) – Niyazi Kızılyürek – Işık Kitabevi Yayınları
  • Crans Montana – Makarios Druşotis – Galeri Kültür Yayınları
  • Bir Sır Adam- 1955/1974 Döneminin Saklı Tarihi – İlter Kırmızı – Eser Sahibinin Kendi Yayını
  • Gındırık – Şöhret Başaran Howells – Işık Kitabevi Yayınları
  • Güçük Prens – Kıbrıs Türkçesi – Antoine de Saint-Exupery – Eser Sahibinin Kendi Yayını

 

Haftanın İlgi Gören – Okunan Dünya Kitapları:

  • Kırmızı Pelerin – Gülseren Budayıcıoğlu – Doğan Kitapçılık
  • Sırça Köşk – Sabahattin Ali – Can Yayınları
  • Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck – Sel Yayıncılık
  • Kaplanın Sırtında – İstibdat ve Hürriyet – Zülfü Livaneli – İnkılâp Kitabevi
  • Sineklerin Tanrısı – William Golding – Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Continue Reading

GÜNDEM

Lavrov, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde “böl ve yönet” taktiği uyguladığını belirtti

Published

on

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin, Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütü PKK/YPG’yi desteklediğini ve bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını istediğini belirterek, “Bu, Amerikalıların uzun zamandır benimsediği ‘böl ve yönet’ çizgisidir.” dedi.
Lavrov, katıldığı Primakov Okumaları Uluslararası Forumu’nda güncel konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Suriye meselesine değinen Lavrov, “Suriye, jeopolitik siyasi oyunların kurbanı kalmaya devam ediyor. Bu, Arap Baharı ile 2011’de başladı ve böyle devam etti.” diye konuştu. Lavrov, Suriye’de yabancı devletlere ait silahlı güçlerin bulunduğuna dikkati çekerek şunları söyledi: “Bunların arasında Suriye yönetiminin davet ettiği ve davet etmediği güçler de yer alıyor.

Türkiye ve Suriye arasındaki özel ilişkilerin tarihi ve İran’ın Suriye’deki etkisi dikkate alındığında, sahadaki durumu gerçekten etkileyenlerin birleşmesi, Esed (Suriye’deki rejimin lideri) ve hükümeti ile konuşması gerektiği kanaatinde idik. Böylece Rusya, Türkiye ve İran’dan oluşan Astana üçlüsü kuruldu.” – Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşmalar Türkiye ile Rusya arasında İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nin varlığına yönelik anlaşmanın sürdüğünü hatırlatan Lavrov, burada Şam yönetimiyle diyaloğa açık olan muhaliflerle terör unsurlarının ayrılması gerektiğini, bu hususta Rus ve Türk devlet başkanlarının anlaşmaları olduğunu ifade etti. Lazkiye-Halep M4 otoyolu üzerindeki blokajın kaldırılması, ortak devriyelerin yapılması konusundaki anlaşmaların daha önce yapıldığına dikkati çeken Lavrov, söz konusu anlaşmaların şimdilik tamamının uygulanmadığını savundu. Lavrov, “Türk meslektaşlarımız da bunu kabul ediyor ve zorlukların üstesinden gelineceğine dair taahhütlerde bulunuyor.” ifadesini kullandı.

– Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin etkisi Türk yetkililerinin Suriye’nin kuzeydoğusu konusundaki anlaşmaları hatırlattığına dikkati çeken Lavrov, bu bölgede Suriye Demokratik Güçleri ve YPG’nin Türkiye tarafından düşman ve terör örgütü olarak kabul edildiğini hatırlattı. Lavrov, “Bu yapılar, Amerikan birliklerinin esas olarak Fırat’ın doğu yakasında yasa dışı bulunması çerçevesinde ABD’nin himayesinden yararlandıkları gerçeğinde birleşiyor.” dedi. Suriye’de el-Tanf bölgesindeki duruma da değinen Lavrov, “Burada, vaatlere rağmen yasa dışı olarak 50 kilometrelik çapta el-Tanf bölgesi bulunuyor. Bu bölgede nelerin olup bittiğini kimse bilmiyor. Verilerimize göre teröristler, Rukban ve Hol kamplarında olduğu gibi burada da kendilerini iyi hissediyor.” şeklinde konuştu. Lavrov, ABD’nin Suriye’deki terör örgütü PKK/YPG’yi desteklediğine işaret ederek, “Amerikalıların, burada Kürt ayrılıkçılığını desteklemesi Türkiye’yi de endişelendiriyor. Bu, Kürtlerin azınlık olarak bulunduğu diğer ülkeleri de endişelendiriyor.

Çünkü Kürt sorunu çok tehlikelidir.” değerlendirmesinde bulundu. Suriye rejimi ile PKK/YPG arasında diyaloğun sağlanmasından yana olduklarını dile getiren Lavrov, “Bu oluşumların, aşırılıkçılığı güden kışkırtıcı eylemleri benimsemekten vazgeçmesi gerektiğini” vurguladı. ABD’nin ise bunu engellediğinin altını çizen Lavrov, şunları kaydetti: “Amerikalılar, Kürtleri bundan vazgeçiriyor. Amerikalılar, Rusya’nın bölünmesinden yana oldukları gibi, Kürtlerin bağımsız bir devlet kurmaları için koparılmasından da yana. Bu, Amerikalıların uzun zamandır benimsediği ‘böl ve yönet’ çizgisidir. Onlar, Suriye Demokratik Güçleri’nin Kürt liderlerini Şam ile diyalog kurmalarından vazgeçiriyorlar. Maalesef, bu Kürt oluşumlar, Amerikalıların güvenli ortak olduğuna inanıyor.” – Astana üçlüsünün pozisyonu Astana üçlüsü olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozacak unsurlara karşı sert şekilde müdahale edeceklerini belirten Lavrov, “Bu bağlamda, Türkiye ile Suriye arasında yapılan ve geçerliliğini koruyan Adana Anlaşması kapsamında, Türkiye’nin endişelerinin dikkate alınması doğrultusunda, bu iki ülkenin diyaloğu yeniden sağlaması yoluyla sınırda güvenliğin sağlanması ile ilgili sorunları çözmesinden yanayız. Görünüşe göre bunun için ön koşullar oluşuyor.” diye konuştu.

Continue Reading

GÜNDEM

Rusya Devlet Başkanı Putin: Nükleer savaş tehdidi büyüyor

Published

on

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünyada nükleer savaş tehdidinin arttığını ifade ederek, Rusya’nın nükleer silah kullanan ilk taraf olmayacağını vurguladı.

Rusya İnsan Hakları Konseyi toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, Donbass sakinlerinin haklarının 8 yıl boyunca sözde uluslararası toplum tarafından tümüyle görmezden gelindiğini ve Donbass’taki durumun bazı uluslararası insan hakları kuruluşlarının görevlerini yerine getirecek kapasitede olmadığını gösterdiğini belirterek bu alandaki kuruluşların Rusya’ya yönelik önyargılı yaklaşımını eleştirdi.

“Özel askeri harekat başladıktan hemen sonra BM İnsan Hakları Konseyi, Avrupa Konseyi, diğer sözde insan hakları savunucusu kuruluşlar aniden ‘gözlerini açtı’ ve kendi utanmaz ideolojik önyargısını sergilemeye, hastalıklı kafalar yerine sağlıklı kesimleri suçlamaya başladı. Tüm bunlar, bu yapıların tüzükte belirlenen görevlerini yerine getirecek kapasitede olmadıklarını ifade ediyordu” diyen Putin, Rusya’nın kendisine yönelik aleni önyargılı tutum nedeniyle bu kuruluşların bazılarındaki üyeliğini askıya aldığını anımsattı.

Rusya ve yurtdışında geniş yelpazedeki sivil toplum kuruluşlarıyla çalışan bir kurum olarak Rusya İnsan Hakları Konseyi’nin insan haklarıyla ilgili sorunların ele alındığı etkili bir uluslararası platform görevi görebileceğini kaydeden Putin, “Mevcut yaklaşımlar etraflı şekilde analiz edilmeli, zira bunlar iyi olmaktan uzak, tamamen farklı hedeflere ulaşmak için kullanılmaya başlandı. Özellikle de, insan hakları doktrininin devletlerin egemenliğini yok etmek, Batı’nın siyasi, mali, ekonomik ve ideolojik tahakkümünü meşru kılmak için kullanıldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“YENİ BÖLGELERİN KATILIMI RUSYA İÇİN ÖNEMLİ BİR SONUÇ, AZAK DENİZİ İÇ DENİZ HALE GELDİ”

Ukrayna ve Donbass’ta düzenlenen özel askeri harekatın belki uzun bir süreç olduğunu ancak yeni bölgelerin katılımının Rusya için önemli bir sonuç olduğunu kaydeden Putin, Azak Denizi’nin de iç deniz haline geldiğine dikkat çekti.

“EK SEFERBERLİKLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR ANLAMSIZ, BUNA İHTİYAÇ YOK”

Rusya’da gerçekleştirilen kısmi seferberlik kapsamında silah altına alınan 300 bin kişiden 150 bin kişinin birliklerde, onların 77 bininin muharip birliklerde ve cephede olduğunu anlatan Putin, Rusya’dan ek seferberlik yapılacağına dair söylemlerin anlamsız olduğunu, şu anda buna ihtiyaç duyulmadığını vurguladı.

Putin, geriye kalan 150 bin askerin poligonlarda veya eğitim merkezlerinde talimlere devam ettiğine dikkat çekerek onların bir nevi yedek muharip güç olarak tutulduğunu belirtti.

“RUSYA TÜM MEVCUT ARAÇLARLA KENDİSİNİ KORUMAYA HAZIR, KİMSE BAŞKA BİR ŞEY BEKLEMESİN”

Batı’daki bazı kesimlerin Rusya’yı var olma hakkı bulunmayan ikinci sınıf bir ülke olarak gördüğünü, Batılı insan hakları kuruluşlarının insan hakları için mücadele etmek değil, Rusya’nın politikalarına nüfuz etmek amacıyla kurulduğunu söyleyen Putin, “Buna karşı tek bir cevabımız olabilir; ulusal çıkarlarımız için tutarlı şekilde mücadele edeceğiz. Kimse başka bir şey beklemesin. Evet, bunu farklı yöntemlerle ve araçlarla yapacağız. En başta elbette barışçıl yollara odaklanacağız. Fakat başka seçenek kalmazsa elimizdeki tüm araçlarla kendimizi savunacağız” uyarısında bulundu.

“HAREKAT BÖLGESİNDE RUS ASKERLER ARASINDA KİTLESEL BOYUTTA FİRAR YAŞANMIYOR”

Özel harekat bölgesindeki Rus askerlerin kitleler halinde mevzilerden kaçtığına, firar ettiğine, bu tür askerler için kamplar kurulduğuna dair iddiaları yalanlayan Putin, tüm bunların uydurma, yalan haber olduğunu, hiçbir dayanağı bulunmadığını vurguladı.

“NÜKLEER SAVAŞ TEHDİDİ ARTIYOR, NÜKLEER SİLAH KULLANAN İLK TARAF OLMAYACAĞIZ”

Dünyada nükleer savaş tehdidinin arttığını belirten Putin, Rusya’nın hiçbir halükarda nükleer silah kullanan ilk taraf olmayacağını vurguladı.

Rusya’nın nükleer kuvvetlerinin dünyanın herhangi bir ülkesinden çok daha gelişmiş olduğunu belirten Putin, Rusya’nın nükleer silahlarını ustura gibi sallama niyetinde olmadığını ancak onları dizginleyici faktör olarak gördüğünü ifade etti.

Putin, “Biz aklımızı yitirmedik, nükleer silahların ne olduğunun farkındayız. Bu araçlara sahibiz ve bunlar diğer tüm nükleer ülkelerden daha gelişmiş ve daha modern seviyede. Bugün için bu, açık bir gerçek. Bu silahları tüm dünyaya bir ustura gibi sallama niyetinde değiliz. Nükleer silaha sahip olmak, çatışmaların genişlemesini provoke eden değil, dizginleyen bir faktör” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın hiçbir halükarda nükleer silah kullanan ilk taraf olmayacağını ve bunun ikinci kullanan olmayacağı anlamına geldiğini de belirten Putin, zira Rusya topraklarına nükleer saldırısı düzenlenmesi durumunda Rus ordusunun nükleer silah kullanma imkanının son derece kısıtlanacağını anlattı.

Rusya lideri, “Bununla birlikte, savunma araçlarını kullanma stratejimiz var. Buna göre savunma için kitle imha silahlarını, nükleer silahları göz önünde bulunduruyoruz, tüm bunlar sözde misilleme saldırısı için ayarlandı, yani bizi vurduklarında karşılık vereceğiz” diye ekledi.

“ESKİ İNGİLTERE BAŞBAKANI TRUSS’IN AKSİNE RUSYA NÜKLEER SİLAH KULLANMA OLASILIĞINDAN BAHSETMEDİ”

Eski İngiltere Başbakanı Liz Truss’ın aksine Rusya’nın nükleer silah kullanma olasılığından hiçbir zaman bahsetmediğine dikkat çeken Putin şöyle devam etti:

“Eski İngiltere Başbakanı, bunu yapmaya hazır olduğunu kamuoyu önünde söyledi. Buna cevaben ben de bazı hususları vurgulamak durumunda kaldım. Kimse Truss’ın sözlerini dikkate almadı ancak bizim söylediklerimizi hemen köpürtüyorlar ve bunları kullanarak tüm dünyayı korkutuyorlar.”

“ABD AVRUPA’YA NÜKLEER SİLAH KONUŞLANDIRDI, RUSYA BU TÜR SİLAHLARI KİMSEYE VERMİYOR”

ABD’nin Avrupa kıtasına çok sayıda taktik nükleer silah konuşlandırdığını söyleyen Putin, “Biz, kendi nükleer silahımızı kimseye vermedik ve vermiyoruz. Ancak doğal olarak, gerektiğinde müttefiklerimizi elimizdeki tüm araçlarla koruyacağız” dedi.

“POLONYA’DAKİ AŞIRI MİLLİYETÇİLER, UKRAYNA’NIN BATISINI GERİ ALMAYI ARZULUYOR”

Polonya hükümetinin Ukrayna konusundaki tutumuna değinen Rusya lideri şöyle konuştu: “Polonya’daki aşırı milliyetçi çevreler sözde tarihi topraklarını geri almanın hayalini kuruyor. Yani Ukrayna’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İosef Stalin’in kararları sonucunda aldığı batı bölgelerini almanın. Bunu edebiyat eserlerinde, analizlerinde, açıklamalarında bile görüyoruz. Eninde sonunda mesele oraya varacak. Bundan hiç şüphe duymuyorum.”

Putin, mevcut koşullarda bugün sınırlar dahilinde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin tek gerçek garantörünün Rusya olabileceğini, zira Ukrayna’nın bu toprakları İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra almasını sağlayanın bizzat Rusya olduğunu ifade etti.

Continue Reading

Facebook