Connect with us

GÜNDEM

Anastasiadis’in Tatar’a mektubu ortaya çıktı

Published

on

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı, Kıbrıs sorununda, çerçevesini de belirlediği müzakereye davet ettiği 23 Mayıs tarihli 6 sayfalık mektubu, Rum basınına sızdırıldı.

Fileleftheros “Sevgili Ersin Tatar… Anastasiadis’in Mektubu: 2914 Anlaşması, Desantralizasyon ve GYÖ Zemininde Müzakereler… Crans Montana Yakınlaşmalarına Da Atıf” başlık ve spotlarıyla manşetten verdiği haberinde mektubun “tamamını aktardığı” vurgusunu yaptı.

Mektubunda “istenmeyen ve başarılması mümkün olmayanı değil mümkün ve gerçekçi olanı müzakere etmeliyiz. Elbette iki devlet çözümü ve egemen eşitlik gibi yeni fikirlerden söz ediyorum” diyen Anastasiadis müzakere çerçevesini de 11 Ocak 2014 Eroğlu-Anastasiadis anlaşması, kapalı Maraş merkezli Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) teklifi eksenlerine oturttu ve desantralize federasyon meselesini yeniden gündeme getirdi.

Gazete Anastasiadis’in “kendi statüsüne rağmen” Cumhurbaşkanı Tatar’a “Sevgili Ersin” ifadesiyle hitap ettiğine dikkat çektiği mektubundan alıntıladıklarını okurlarına şöyle aktardı:

“BM’nin kurumsallaşmış parametreleri, bugüne kadar kaydedilen yakınlaşmalar ve Kıbrıs Rum tarafının gerek Crans Montana’da sunduğu gerek GYÖ’lerle ilgili önerileri ile yalnız endişelerinize değil geçmişteki olaylardan kaynaklı güvensizliklerinize çözümler ve cevaplar verebiliriz.

Arzu edilen ancak başarılması mümkün olmayan değil mümkün ve gerçekçi olan dahilinde müzakere etmeliyiz. Elbette,  iki devlet çözümü veya egemen eşitlik gibi BM parametrelerinin ve Genel Sekreter’in yetkilerinin dışında olması yanında imkânsızı başarma hırsının son perdesinde giren yeni fikirlerden söz ediyorum.

Sürekli gündeme getirdiğiniz, Bakanlar Kurulu’nda bir olumlu oy meselesinde, bir kere daha vurgulamak isterim ki Kurul’a gerek toplumunuzun gerek oluşturucu devletinizin hayati çıkarlarını olumsuz etkileyebilecek bir öneri sunulmuşsa böyle bir seçeneğiniz olmasını hiçbir zaman reddetmedim.  Tabii, anlaşılacağı gibi etkin bir anlaşmazlıkların çözüm mekanizması olması gerekir (bu noktada oluşturucu devletçiklerin siyasi eşitliğine dair BM Güvenlik Konseyi’nin 1991 tarih ve 716 sayılı kararına atıf yaptı)”.

Tatar’a, 2014 tarihli anlaşmada diğer şeyler yanında şu noktalarda anlaşmaya varıldığını hatırlattı:

“-Başka bir ülkeyle kısmen veya tamamen birleşme veya herhangi bir taksim veya ayrılık veya herhangi başka bir tek taraflı durum değişikliği yasaklanır.

– iki oluşturucu devletin eşit siyasi statüsü ve otonom yönetecekleri belirlenmiş idari sınırları olacak.

–oluşturucu devletler bütün yetkilerini, federal hükümetin tahakkümü olmadan tam ve kesintisiz kullanacak. Federal yasalar oluşturucu devletlerin, kendi yetki alanları içerisindeki yasalarını ihlal etmeyecek, oluşturucu devletlerin yasaları da federal hükümetin kendi yetkileri içerisindeki yasalarını ihlal etmeyecek.  Taraflardan hiç biri diğerinin hak veya yetkisini talep edemeyecek. Federal anayasa, oluşturucu devletler tarafından kullanılacak geriye kalan (artık) yetkileri öngörecek. Her bir oluşturucu devletin kendi iç vatandaşlık statüsü ile ilgili belirli kriterler ihdas etme hakkı olacak. Vatandaşın, iç vatandaşlık statüsüne sahip olmadığı ama ikamet yeri veya yerleşmek veya çalışmak için tercih ettiği oluşturucu devlette oy kullanma hakkı düzenlemesi. AB üyesi olan Kıbrıs, çözümden sonra da AB üyesi kalacak, bu, bütün Kıbrıslıların temel özgürlük ve insan haklarından ­tam olarak kesintisiz yararlanmalarını sağlayacak ve koruyacak. Toplumlardan birinin öteki toplumun yetki veya haklarını talep edememesi için iki toplum federal hükümete özel maddelerle etkin katılım sağlayacak.”

Mektubun devamında müzakerelerde kaydedilen yakınlaşmalara atıfta bulunuldu ve Kıbrıs Türk tarafının haklı ya da haksız olabilecek başka haksız endişelerin aşılması için şunlar ifade edildi:

“Federal yetkilerin idari kullanımının federal düzeyden alınıp oluşturucu devletlere tevdi edilmesini önermiştim. Bu öneri ile her oluşturucu devlet, hem kendi yönetim bölgesi içerisinde ve yetki ikamesi ve yakınlık ilkesini ihlal etmeksizin geniş idari otonomiden yararlanacak hem de merkezi hükümetin yetkilerinin azalmasıyla her iki toplumun ve vatandaşların gündelik hayatında kargaşayı asgariye indirecek ve böylece çatışma olasılığını azaltacak.  Dahası, Kıbrıs halkı böyle bir düzenleme ile kendini daha rahat hissedecek. Kıbrıs Türk toplumu kendini, çoğunluk (nüfus) toplumun hegemonyası altında, Kıbrıslı Rumlar da herhangi bir kurumda bir olumlu oy gerekeceği öngörüsü aracılığıyla kendilerini Kıbrıs Türk tarafının çıkarlarının esiri hissetmeyecek.”

Anastasiadis mektubuna GYÖ teklifini de ekledi:

Maraş-Timbu (Ercan) Havaalanı: yasal sakinlerin güvenlik şartları altında en kısa sürede geri dönebilmesi için kapalı Maraş bölgesi ve buraya erişim BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 sayılı kararları uyarınca BM idaresine devredilecek.  Paralelinde, Ercan Havaalanı da BM’nin yönetimine verilecek ve 1944 Chicago Sözleşmesi de dahil ilgili uluslararası hukuk kurallarına ve 1960 Kuruluş Sözleşmesi’ne tam uyumla işleyecek.  Bu çerçevede Kıbrıs’ta tek ve bölünmez bir uçuş bilgilendirme bölgesi (FIR) olduğunu yinelemek zaruridir. Mağusa Limanı-Ankara Protokolü: Mağusa Limanı aracılığıyla ticaret için Kıbrıs’ın 2003 tarihli AB katılım metninin 10’uncu protokolüne uygun pratik düzenlemeler üzerinde anlaşma sağlanacak. Bu alışverişler Avrupa Komisyonu tarafından yönetilecek. Türkiye Kıbrıs’a yönelik kısıtlamalarını kaldıracak ve Katılım Anlaşması Ek Protokolünü Kıbrıs için tam ve istisnasız uygulayacak ve böylece, diğer şeyler yanında, Kıbrıs bayraklı gemilerin Türk limanlarına erişimine ve alanının açılmasına müsaade edecek. Vatandaşlarımızı, hidrokarbonların tek bir damlasından, ne de olası gelirinden hakları olan tek kuruşundan mahrum etmek niyetinde olmadığımızı vurguyla yineledim. Bu konuda, hidrokarbonlardan yararlanma başlarsa, Kıbrıs sorunu çözülmeden dahi,  gelecekteki oluşturucu devletlerin nüfusu/vatandaşları oranında Kıbrıs Türk toplumu menfaatine özel hesaba yatırılacağı önerimi hatırlattım.  Tabii böyle bir düzenleme ancak Kıbrıs ile Türkiye arasında, Türkiye’nin Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri Ada MEB’inin büyük bölümünden mahrum eden mevcut talepleri de dikkate alınarak, bir Münhasır Ekonomik Bölge/ kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yapılması durumunda geçerli olabilir.”

Gazetyeye göre, Anastasiadis bütün önerdikleriyle ve Crans Montana’da kalınan noktadan devam edilmesiyle bir anlaşmaya varılabileceğini veya en azından anlaşmazlıkların üzerine köprü kurulabileceğini düşünüyor.

Fileleftheros, mektubun tam metnini web sayfasında (philenews.com) yayınladığını belirtmesine karşın web sitesi ve tam metin için okurları basılı versiyonuna yönlendirdi.

(ŞA/ÖK)

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GÜNDEM

“Yunan ve Rumlar 9 kez gemi göndermeye kalkıştı”

Published

on

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Yunan ve Rum gemilerinin son 1 yılda 9 kez Türk kıta sahanlığına gemi gönderme girişiminde bulunduğunu ve bunları engellediklerini vurguladı

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunan ve Rum gemilerinin son 1 yılda 9 kez Türk kıta sahanlığına gemi gönderme girişiminde bulunduğunu belirterek “Bunları hem sahada hem masada aldığımız önlemlerle engelledik. Yarın da (bugün) kısmetse Abdülhamid Han sondaj gemisi ilk görevi için Akdeniz’e açılacak. Doğu Akdeniz politikamızı uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun şekilde, taviz vermeden sürdürüyoruz.” dedi.

Çavuşoğlu, Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nın açılışında konuştu.

Ege ve Doğu Akdeniz’de barış ve iş birliğinin hüküm sürmesi gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, “Milli davamız Kıbrıs meselesinde çözümün anahtarı bellidir. Kıbrıs Türk halkının müktesep haklarının, yani egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekir.” dedi.

Kıbrıs müzakerelerinin iki toplumun değil iki devletin arasında gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, “Kıbrıs çevresindeki kaynaklar için hakça paylaşımı savunuyoruz. KKTC, bunun için 2011’den bu yana önerilerde bulunuyor. Son olarak, 1 ve 8 Temmuz’da yine yapıcı bir iş birliği önerisini BM’ye iletti. Böyle bir mekanizma kurulursa Doğu Akdeniz’deki meselenin yarısı çözülür.” diye konuştu.

Erdoğan’ın Doğu Akdeniz Konferansı önerisi ile KKTC’nin iş birliği önerisinin tüm dünyaya anlatılmaya devam edeceğini de vurgulayan Çavuşoğlu, “Doğu Akdeniz politikamızın bir unsuru da elbette, egemen haklarımız. Yunan/Rum ikilisi son 1 yılda kıta sahanlığımıza 9 kez gemi göndermeye kalkıştı. Bunları hem sahada hem masada aldığımız önlemlerle engelledik. Yarın da (bugün) kısmetse Abdülhamid Han sondaj gemisi ilk görevi için Akdeniz’e açılacak. Doğu Akdeniz politikamızı uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun şekilde, taviz vermeden sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Ege’de ise birbiriyle bağlantılı sorunların bütüncül şekilde ele alınarak, kapsamlı, kalıcı ve uluslararası hukuka uygun olarak çözümlenmesini istediğine işaret etti.

Bu kapsamda Türkiye’nin uluslararası anlaşmalara göre gayriaskeri statüsü bulunan, Türk kıyılarına yakın adaların silahlandırıldığını başta BM olmak üzere tüm muhataplarına anlattığını söyleyen Çavuşoğlu, bu konunun üzerine gidilmeye devam edeceğini de vurguladı.

Continue Reading

GÜNDEM

Şanlı Erenköy Direnişi nedeniyle Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı mesaj yayımladı

Published

on

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Erenköy Direnişi’nin Kıbrıs Türk tarihinde en anlamlı direnişlerden biri ve Kıbrıs Türk gençliğinin vatan topraklarına sahip çıkma azminin en anlamlı göstergesi olduğunu belirtti.

 

Arıklı, Şanlı Erenköy Direnişi’nin 58. Yıldönümünde yayınladığı mesajda, Kıbrıs Türkü’nün toplumsal varoluş mücadelesinde önemli bir yere sahip olan Erenköy Direnişi’nin yıldönümünü şerefle idrak ettiklerini kaydederek, bu direniş sırasında şehit düşenleri bir kez daha minnet ve rahmetle andı. Erenköy direnişinin, 1964 yılında yurtdışında öğrenim gören gençlerin, canlarını hiçe sayarak vatan topraklarını korumak uğruna ortaya koyduğu büyük bir fedakarlık örneği olduğunu belirterek şunları ifade etti: ” Tam 58 yıl önce Erenköy’de Türkiye ve İngiltere’den yaklaşık 500 üniversite genci, tahsilini yarıda bırakarak adaya gelmiş, Erenköy halkıyla birlikte ardı arkası kesilmeyen Rum saldırılarına karşı 2 yıl boyunca çok zor şartlar altında bir yaşam savaşı ve imkansız denecek kadar zorlu bir mücadele vermişlerdir. Vatan topraklarını müdafaa etmek uğruna kendilerinden silah ve sayıca kat kat üstün bir kuvvet karşısında ayakta durarak büyük bir destan yazan bu gençlerin inanç ve kararlılığı takdire şayandır. Kıbrıs Türk halkı çok ağır baskı ve saldırılara maruz kalmasına rağmen, sergilemiş olduğu bu direnişle hiçbir zaman esaret altına girmeyeceğini bütün dünyaya göstermiştir. Yıllar boyu verilen onca zorlu mücadelede Anavatan’a olan inanç ve güvenini daima korumuş ve bunun neticesinde kendi özgür ve bağımsız devletine kavuşmayı başarmıştır. Bu vesileyle, başta Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel olmak üzere canlarını ortaya koyarak bu toprakları vatan yapan şehitleri rahmetle, Erenköy Gazilerini, ayrıca tarihimizin bu en anlamlı mücadelesinde yer alan ve destek veren mücahit ve mehmetçikleri minnetle anarım” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

Erdoğan’ın davetlisi olarak bu akşam Türkiye’ye gidiyor

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak Türkiye’ye gitmek üzere bu akşam saat 20.50’de Ercan Havalimanı’ndan Ankara’ya hareket edecek.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, yarın sabah Ankara Ticaret Odası’nı ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı Tatar, basın kuruluşları ile de bir araya gelecek ve Kıbrıs konusuyla ilgili değerlendirmelerde bulunacak.

Yarın akşam 5. İslami Dayanışma Oyunları’nın açılışına katılacak olan Cumhurbaşkanı Tatar çeşitli medya kuruluşlarına, Kıbrıs Türk gençliğine uygulanan haksız kısıtlamalar ve spor ambargosu konularında açıklamalarda bulunacak.

Çarşamba günü Konya’da ikili görüşmeler ve temaslarda bulunacak olan Cumhurbaşkanı Tatar, daha sonra Karaman’a hareket edecek ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde “Kıbrıs Türkü’nün Adada Varoluş Mücadelesi” konulu konferans verecek. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi tarafından Cumhurbaşkanı Tatar’a Fahri Doktora tevdi edilecek. Daha sonra, Karaman Kıbrıs gazileri ile de bir araya gelecek olan Cumhurbaşkanı Tatar, akşam saatlerinde Adana Havalimanı üzerinden Ercan Havalimanı’na hareket edecek.

Continue Reading

Facebook